Sakızdaki Katkı Maddeleri

Marketlerde, özellikle kasaya yakın yerlerde renk renk ambalajlarda, câzip kokularda, kutu kutu sakızlar çocuklarımıza belki gönüllü olarak aldıklarımız arasındadır. Bakkallarda para üstü yerine verilecek kadar yaygın olan sakızlar, hemen herkesin elinin altındadır. Şimdilerde bunların içinde saymakla bitmez çeşitte sakız var: Drajeler, xylitollu sakızlar, karbonatlı beyazlatıcılar, keskin naneler, tatlı naneler, karpuz, muz, frambuaz, kivi, çilek, ahududu, damla sakızı ve kapuçino aromalılar, meyve suyu etkisi verenler, sıvı dolgulular, fışkıran sıvı dolgulular gibi çok farklı çeşitleriyle gençlerin ağızlarından, hanımların çantalarından eksik etmediği şeylerden olmuştur.

Birçoğumuz tüketim sektörünün bize sunduğu abur cuburlar arasında sakızların en masum ürün olduğunu düşünebilir. Hattâ o minicik ambalajlardaki etiket muhtevâsını merak etseler bile bir büyütece ihtiyaç duyacaklarından kolayca vazgeçeceklerdir. Türkiye’de yaklaşık 50-55 yıl önce başlayan sakız üretimi, son yıllarda büyük bir pazar şekline dönüşüp devam etmektedir. Türkiye’de yılda yaklaşık 4 milyar adet sakız tüketiliyor. Devlet Planlama Teşkilatı’nın 2005 Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler raporuna göre, Türkiye’de 90 bin ton sakız üretiliyor. Bunun 31 bin tonu ihraç ediliyor.

Tarihe baktığımızda, sakızın ilk başta ağaçlardan sızan reçine olduğunu görürüz. Meselâ, Orta Amerika’da yaşayan Kızılderililer, sakızı “Manilkara chicle” adlı, yaprağını dökmeyen tropikal bir ağaçtan çıkarırlardı. Bin yıl önce bu insanlar, ağaçların gövdelerinde yarıklar açar, çıkan reçine damlalarını toplar ve çiğnenmeye uygun bir kıvama gelene kadar kaynatır, ardından çiğnerlerdi.

 

Sakızın Muhtevâsı

Şekersiz tatlandırıcılı draje sakızların muhtevâsı, kısaca sakız mayası, şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar, renklendiriciler ve çeşidine göre nane, meyve suyu gibi aromalardan oluşuyor. Karışım sıcak mikserlerde karıştırılarak hamur hâline getiriliyor. Sakız hamuru küçük dikdörtgenler şeklinde kesilip dinlendiriliyor. Dinlendirilen sakızlar drajeleme makinelerinde tatlandırıcılar ile çeşidine göre drajelendiriliyor ve cilâlanarak parlatılıyor. Parlatılan drajeler, son olarak ambalajlanıyor. Bu işlem, başlangıçtan bitimine kadar en az 12 saat zaman alıyor.

 

Sakız Yapımında Kullanılan Ana Madde

Günümüzde sakızlar, “sentetik polimer”lerden üretilmektedir. Ana madde olarak genelde poliizobutilen, izobutilen-izopren kopolimeri (bütil kauçuğu), stiren-bütadien kopolimeri ve polivinilasetat gibi tabiî/doğal olmayan sentetik maddeler kullanılmaktadır. Daha açık bir ifade ile sakızın ana maddesi olan “sakız mayası”nın üretiminde otomobillerin lastiklerinde de kullanılan sentetik kauçuk bulunmaktadır. Bu maddeler, suda çözünmeyen bir özellik taşıdığı için halıya veya başka bir eşyaya yapışan sakızı çıkarmak oldukça zordur. Diğer önemli bir konu da sakız yutma alışkanlığı olan çocuklarda, sonu ameliyata kadar giden vak’aların yaşanmasıdır. Çünkü sindirilemeyen bu sentetik maddeler, bağırsaklarda birikerek tehlikeli sonuçlara sebep olabiliyor. Bir parça sakız çiğnendiğinde, şeker ve aromalar gibi suda çözünebilen maddeler zaman içinde ağızda salınır; ancak polimer sakız mayası (plastik kısım) kalır. Bir süre sonra sakız tatsız bir hâle gelir; zirâ bütün aromalar açığa çıkmıştır, oysa sakız mayası aslâ çözünmez. Ağzın sıcaklığı mayayı yumuşatır ve daha kolay çiğnenebilir hâle getirir. Ama aslında değişen bir şey yoktur, sakız soğuyunca yeniden sertleşir; hattâ plastikleştiriciler salınmışsa, daha da sert bir hâle bile gelebilir.

 

Sakızlarda Bulunan Katkı Maddeleri

Tatlandırıcılar: Şekersiz sakızlarda çok çeşitli tatlandırıcılar kullanılır. Bunların bir kısmı sakız mayası hazırlanırken içine, bir kısmı dışına eklenir. Bir kısmı eğer dolguluysa içine konur. Günümüzde ithal edilen tatlandırıcıların neredeyse % 95’i gıda sanayiinde kullanılıyor. Bunlar yalnızca diyabetik ürünlerde değil, ucuz olan tatlılarda, şekerlemelerde ve sakızlarda kullanılıyor. Bunlardan en yaygın kullanılanı “aspartam”dır.

Aspartam: Sakızları tatlandırmak amacıyla şeker yerine kullanılan sentetik bir katkı maddesidir. İtalya Ramazzini Kanser Enstitüsü, 1.600 fare üzerinde yaptıkları araştırma aspartamın, lösemi ve lenfomalara sebep olduğunu göstermiştir. İngiltere’de Avam Kamarası Gıda ve Çevre komisyonu Başkanı Roger Willams, aspartamın, kansere sebep olduğuna dair güvenli delilleri olduğunu, dolayısıyla bu maddeyi içeren ürünlerin satıştan kaldırılması gerektiğini bildirmiştir.

Aspartam’ın Zararları: Baş ağrısı, unutkanlık, eklem ağrısı, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, şişmanlık, döküntü, migren, depresyon, yorgunluk, huzursuzluk, uykusuzluk, görme kaybı, işitme kaybı, çarpıntı, nefes darlığı, korku atakları, ağzı dolanma, tat kaybı, baş dönmesi, parkinson, kanser gibi hastalıklardır.

Acesulfame-K (E950): Bu yapay tatlandırıcı, bildiğimiz şekerden 200 kat daha fazla tat verir. Fırın ve pastacılık ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılır. “The Center of Science in the Public Interest” (CSPI), yapay tatlandırıcılar olan aspartam’ı en kötü 10 katkı listesine dahil etmiştir.

Yapay tatlandırıcılardan siklamat, şekerden 45 kat, aspartam 200 kat, asesülfam K 200 kat, sakarin 300 kat, sukraloz 600 kat, taumatin 2 bin 500 kat daha fazla tat veriyor. Aspartamın yeni bir türü olarak kabul edilen yeni nesil tatlandırıcı neotam, şekerden 13 bin kat daha tatlıdır.

Sorbitol: Sıklıkla kullanılan bir yapay tatlandırıcıdır. Özellikle ince bağırsakta çok zor emilir. Fazla tüketimi karın ağrısı, ishal, mide krampları, baş dönmesi, alerjik deri döküntülerine sebep olur.

Ksilitol: Tatlılar, dondurmalar ve reçellerde de kullanılan bir sun’î tatlandırıcıdır. Yapılan deneylerde böbrek ve idrar yolu problemleri ve psikolojik huzursuzluklara sebep olduğu bulunmuştur.

Aromalar: Sakızlara hoş bitki kokuları, meyve tad ve kokuları verebilmek amacıyla laboratuarlarda sun’î olarak üretilen kimyevî maddelerdir.

Renklendiriciler: Sakızlarda en çok kullanılan katkı grubundandır. Bunlardan özellikle altı renklendirici üzerinde İngiltere Southampton Üniversitesi yaptığı araştırma, bunların kansere sebep olduğunu ispat etmiştir. Ayrıca bu renklendiricilerin olduğu pek çok hazır gıdalarla beslenen çocuklarda hiperaktivite ve davranış bozuklukları tespit edilmiştir. İşte bu renklendiricileri şöyle sıralayabiliriz. Tartrazine-E102, quinoline yellow-E104, sunset yellow-E110, carmoisine-E122, ponceau4R-E124, alluraredAC-E129.

Msg (Mono Sodium Glutamate): Tad alma duyusunu harekete geçirerek katıldığı gıda maddesini daha lezzetli hâle getirir. MSG’nin kullanıcılar üzerinde alışkanlık yaptığı da söylenmektedir. Bazı ülkelerde yasaklanan bu maddenin, organizmaya son derece zararı vardır. Özellikle hâmilelere verdiği zararlara bebekler de mâruz kalmaktadır. Kalp ritim bozuklukları, bağırsak ve dolaşım bozuklukları, nörolojik hastalıklar, böbrek ve karaciğer hasarları, Alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi pek çok zararları mevcuttur.

 

Helâlliği Şüpheli Olan Katkı Maddeleri

Gliserol (gliserin): Kıvam artırıcı, nem tutucu ve tatlandırıcı özelliğinden dolayı kullanılır. Ama gliserin, hem nebâtî/bitkisel, hem de hayvanî yağlardan elde edilebilir. Hayvanî kaynaklı olan gliserinin Müslümanlar açısından helâlliği tartışılır. Sebebi ya yenilmesi haram hayvandan elde edilişi ya da kesim usulünün İslâmî kurallara uygun olmayışındandır. Fazla alımında baş ağrısı, susuzluk ve bulantıya sebep olabilir. Tatlandırıcılı sakızların üzerinde “Aşırı kullanımı laksatif etkiye sahiptir” yazısı bulunur. Bunun mânâsı, ishale sebep olmasıdır.

E471-E477Mono ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları, nebâtî/bitkisel ya da hayvanî kökenli olabilir. Bunun da nebâtî olanında bir mahzur olmamakla birlikte hayvanî kaynaklı olanında haram şüphesi bulunabilir.

Ayrıca sıvı dolgulu tatlandırıcılı draje sakızlarda jelatin bulunmaktadır. Her ne kadar yenilebilir sığır jelatini yazsa da, jelatin katkı maddesi ithal olduğu için haram şüphesi bulunmaktadır.

 

Peki, biz o zaman hiç mi sakız çiğnemeyelim?

Sakızı, eğer ağız kokusu için çiğniyorsak farklı alternatifler düşünmeliyiz. Meselâ ağızda karanfil veya kakule bulundurabiliriz.

Israrla çiğneme isteği varsa, aktarlardan tabiî damla sakızı ya da tabiî kenger sakızı alabiliriz. Ama çocuklarımıza bu konuda tatmin edici bilgiler vermeli ve kararlı olduğumuzu göstermeliyiz.[1]

 

[1] Kaynaklar: ortodontistweb.com; gidaraporu.com; Gimdes Dergisi (Ağustos 2011); hammaddeler.com; food-info.net

PAYLAŞ:                

Nejla Bas

Nejla Bas

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle