Hatıralar

KALPTEN ÇIKAN KALBİ BULUR

Büyüklerin yanında, hizmetinde ve sohbetinde bulunmak, başlı başına bir talim ve terbiye fırsatıdır. Onların oturuşu, kalkışı, hâl ve sözleri insanın o ân farkında olmadğı bir çok kıymetler taşır. Gün gelip de balık sudan ayrılınca onun kıymetini daha iyi anlar.

Biz de hayatımız boyunca pek çok büyük insanla hasbihâl etme ve onlardan feyz alma imkânına kavuştuk, elhamdülillâh… Onlardan devşirdiğimiz güzel ahlâk, düstur ve hakîkatlerin pek çoğundan hayatımız boyunca istifade ettik ve ediyoruz.

Bu yazımızda da o güzel insanlardan biri olan merhûm Mûsâ Topbaş Efendi’nin güzel sözlerinden kıymetli nasihatler seçmeye çalıştık. Yazdıklarımızın başta kendimiz olmak üzere, bütün kardeşlerimize hayır ve bereket getirmesini niyaz ederiz.

* İnsan, Rabbini severse, herkesi sever. Bu sevgi, gün gelir o kadar şiddetlenir ki, merhamet, muhabbet ve tefekkürü, hasta hayvânâta kadar uzanır. Yaratandan ötürü yaratılanlara şefkat ve sevgi gösterir.

*Bir kişinin ahlâkı güzelleşirse, bu hâl onun bütün âzâlarından belli olur. Bunun için insanların gönlüne girmek lâzımdır.

* Dünya işi de gayretsiz olmuyor.

* “Sevgi” çok mühimdir.  Başta Cenab-ı Hakk’a, sonra Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimize, daha sonra ise Allah dostlarına muhabbet ve teslimiyet olmalıdır. Sonra diğer sevgiler gönlümüze girebilir.

* Her şeyin başında “Allah rızası” bulunmalı; başka gayelere yer verilmemelidir. İş maddiyâta dökülünce bağlar gevşer. İkinci mevzû “ihlas”tır. Mevlânâ Hazretleri’nin buyurduğu gibi, “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol!..” Kalbinle dilin bir olsun. Arkadan “teslimiyet” gelir. Teslimiyeti olan rahata kavuşur. Teslimiyet ehli, fuzûlî sevinmez, boş yere öfkelenmez.

* Hayatımız hep itidâlli olmalıdır. Hiçbir şeyin aşırısı hoş değildir. Dünyanın gelip geçici bir misafirhâne olduğunu her fırsatta nefse hatırlatmalıdır. Çünkü insan zayıftır, çabuk unutur.

* Bazı hanımlar, gözünün ancak yarısı görünecek şekilde örtünüyor; ama kızı yanında tesettürsüz dolaşıyor. Bundan da hiç rahatsız olmuyor. Bu hâl, ya gafletten ileri gelir; ya da evladını hiç sevmemekten. Kendisi cennete gitmek istiyor da, evladının ateşe düşmesine göz yumuyor. Böyle annelik-babalık olmaz. Anne babalar, çocuklarıyla ilgilenmeli, onların eğitim ve terbiyesini ihmal etmemelidir. Onlara her şeyden önce Allah ve Peygamber sevgisini aşılamalı; evliyaullahı tanıtmalıdır. Aksi hâlde son pişmanlık, fayda vermez.

* Bazıları nasihat ettiğimiz zaman söz dinler gibi oluyor, ama işine gelmeyen bir mevzû oldu mu, onu da gizli gizli yürütüyor. İnsanın gizlisini de, açıktan yaptıklarını da bilen bir Zât -celle celâlühû- var. Kıyâmet günü o zât, içimizden geçenleri bile bize birbir haber verecek!.. Kimden, neyi saklıyoruz? Allah şuur ve basîret versin!..

* Bütün mesele kalbe îmânın yerleşmesi… Nasihatlerin kulaktan kalbe inmesi için, söyleyenlerin de o söyledikleriyle amel etmesi gerekir. Kalpten çıkan söz kalbi bulur. Dudaktan dökülen kulakta kalır.

* Hayatımızı bir nizama koymanın vakti geldi de geçiyor bile… Vaktimizin kıymetini bilmeli, saate riâyet etmeliyiz. Ömürler çok mahdut… Yapacak çok iş var. Gece gündüz çalışsak bile dünyaya ait bütün işleri yoluna koymamız mümkün değil; öyleyse asıl gayretimizi ebedî âlemde karşımıza çıkacak şeylere sarfetmeliyiz.

PAYLAŞ:                

Zahide Topcu

Zahide Topcu

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle