Destek Kulesi

Özürlü Çocukların Ailelerine Yönelik Rehberlik

 

Âilede özürlü çocuğun oluşu, âile içinde yeni bir durum oluşturur ve âile bu durumda değişik tutumlara girer. Çoğu kez özürlü çocuğu olan âile başına gelen bu duruma bir mânâ veremez. Bu sorundan kurtulmak için çeşitli yerlere başvurur. Çünkü cevap aradığı birçok soru vardır.

 

Durum ve Problem Nedir?

Âileler, engelli olan çocuğunun gerçek probleminin ne olduğunu bilmek ister. Bu çocuğa sahip olmakla âilenin karşısına çıkacak olan problemler nelerdir? Kendi kendine bu problemlere bir ad koyamaz veya koymak istemez. Bu konuda çevrenin söylediklerinin dışında uzmanların görüşünü öğrenmek ister.

 

Bu Problem Nereden Kaynaklanmaktadır?

Bu bir genetik problem midir, yoksa annenin ya da babanın bir yanlışının sonucunda mı çocuk bu hâle gelmiştir? Bu konuda gerçek bilgiye sahip olmadan ve gerçek sebep ortaya çıkana kadar aile içindeki çekişme, suçlama ve gerginlik bitmeyecektir.

 

Bu Problem Çözülür mü, Yetersizlik Düzelir mi?

Âile, yaşadıkları engelin düzelip düzelmeyeceğini, tedâvî sonucu başarı oranını, bu sonucun, çocuğun eğitim hayatını nasıl etkileyeceğini, ilerideki iş hayatına etkisini bilmek için uzmanlarla görüşür, genellikle aldığı cevapları yetersiz bulur ve durmadan değişik uzmanlarla görüşür. Aldığı cevapları kendi inançları ve istekleri ile kıyaslar. Cevaplar, âilenin beklentilerine göre değilse isyan eder veya çaresizlik içinde kalıp bu durumu kabullenir.

 

Aile İçi İlişkileri Nasıl Düzenleyelim?

Âilenin diğer bir sorunu da âile içinde bu çocuk olduğuna göre ne yapalım, kardeşlerine nasıl anlatalım, kardeşlerin bu çocukla ilişkilerini nasıl düzenleyelim, misafirliğe gidişte, eve misafir geldiğinde ne yapalım, çocuğu götürelim mi, gelen misafirin yanına çıkaralım mı? İlk kez karşılaşanlara durumu nasıl anlatalım? Dışarı çıktığımızda “sokakta yürüyen herkes çocuğumuza bakıyor; ne yapalım?” gibi bir çok sorulara cevap bulmak ister.

Uzmanlara, kendilerinin uyguladığı yöntemi anlatarak bu davranışlarının doğru olup olmadığını ve doğrusunu öğrenmek ister.

 

Okuması Nasıl Olacak?

Çocuğun bir okula, bir sınıfa yerleştirilmeden önce ve yerleştirildikten sonra karşılaşılacağı sorunlardan biri de okuyup okumayacağı; hangi okulda, hangi bölümde öğrenimini sürdüreceği ile ilgilidir.

 

Bu Çocuğun Geleceği Nasıl Olur veya

Bizden Sonra Hâli Nasıl Olur?

Âilelerin meraklandıkları konulardan biri de çocukların geleceğine ilişkindir. “İş sahibi olur mu, yuva kurabilir mi, çocukları olur mu, olursa normal olur mu?” gibi sorulardır. “Şimdi biz yanındayız, başındayız, ya bizden sonra ne olur?” gibi ifadelerle merak ve üzüntülerini dile getirirler.

 

Başka Çocuğumuz Olsa Acaba Nasıl Olur?

Özellikle ilk ve tek çocukları özürlü olanlarla, iki-üç özürlü çocuğu olan âileler başka çocukları olursa normal olup olmayacağını merak ederler. Âilenin engelli çocuğu kabul edişinde veya tepkisindeki tavrını; âilenin ekonomik, sosyal ve kültürel seviyesi ile çocuğun özrünün türü, derecesi, oluş zamanı belirler.

 Âileye ve engelli çocuğa yapılabilecek en önemli yardım; sorunu kabullenme ve çözme aşamasında yaşanabilecek sıkıntıları giderebilecek uzman kişiler tarafından rehberliğin zamanında yapılması ve bu konuda gerekli aydınlatma, yönlendirme ve sorunu çözme aşamalarında gerçekçi yaklaşımların işler hâle getirilmesidir.

 

 

ERGENLİKTE KIZ ÇOCUKLARINDA

DUYGUSAL GELİŞME

 İnsan, doğumdan itibaren hayat boyu devam eden bir gelişim seyri takip eder. Özellikle gençler, çevrelerindeki birçok olaya karşı duyarlılık gösterirler ve farklı şekilde tepkide bulunurlar.

Kız çocuklarının ergenlik döneminde gösterdikleri en belirgin özellikler, duygusal durumdaki düzensizlik ve duygusal durumun çabuk değişmesidir. Ergenin aynı olaya bir gün önceki tepkisi ile bir gün sonraki tepkisi farklıdır. Ayrıca genç kız, neşeli ve mutlu bir durumda iken kısa bir süre sonra duygusal durumu tamamen farklı ve değişik olabilir. Aksine karamsar ve üzüntülü iken çok neşeli bir insan hâline gelebilir. Yani gencin duygusal durumunun değişim hızı oldukça çabuktur.

Ayrıca genç kız, her insan gibi ergenliğe giriş döneminden itibaren çeşitli yaş seviyelerinde farklı faaliyetlerde, farklı duygular hissedebilir. Çevre şartları ve uyaranlar değiştikçe, hoşlanma ve hoşlanmama duyguları da değişir. Değişen yaşla beraber ilgi ve tavırların değiştiği gibi… Genel olarak kızların erkeklere oranla daha çabuk duygusal olgunluk kazandığı görülür.

Çocuklarla gençler arasında şu belirgin fark göze çarpar:

Çocuklar öfke, kızgınlık, sevinç gibi duygularını daha açık davranışlarla ve anında ifade ederler. Buna karşılık gençte bu tür duygular daha fazla gizlenebilir.

Duygusal davranışlar üzerinde yapılan araştırmalarda, üç türlü öğrenilmemiş duygu türünün var olabileceği görülmüştür. Bunlar kuşku, hiddet ve sevgidir.

Yüksek sesten korkma, bir desteğe dayandıktan sonra desteğin yokluğundan duyulan korku ve kısa mesâfeden düşme korkusu gibi korkular daha önceden ilk şartlanma olmaksızın duyulan korkulardır. Buna mukabil, karanlıktan, yangından, yabancıdan, yılandan ve benzeri hayvanlardan korkma şartlanmaya bağlıdır. Şartlanma olmaksızın, insan, bu tür nesne ve olaylardan korkmaz.

Yeni insanlarla tanışma, özellikle karşı cinsten tanımadığı insanların olduğu grupta bulunma, bir toplantıda bulunma, yetişkinlerin bulunduğu bir toplantıda bulunma, sınıfta ders anlatma, bir toplantıda konuşurken heyecanlanma veya bir toplantıda konuşma, kalabalıkta bulunma, bir toplantıda yalnız kalma hep ergenlik dönemine has, bu devirde sıklıkla rastlanan korkulardır.

Öncelikle büluğ yıllarında (kızlar için 11-13, erkekler için 13-15 yaşları) ve ergenliğin ilk yarısında (11-17 yaşlar); bir kısım gençte değişen beden yapısı ve gelişmekte olan cinsel yapıyla beraber ortaya çıkan yeni duygusal durum karşısında gözlenen tutum ve davranışlar şöyle özetlenebilir:

Bedendeki değişmeyle beraber hormonal durumda meydana gelen değişiklikler, kişide bir huzursuzluk doğurabilir. Buna bağlı olarak can sıkıntısı, ne yapacağını bilememe de davranışlarına yansır. İskelet ve kaslardaki gelişme aynı hızda ve aynı zamanda olmadığından davranışlarda bir düzensizlik göze çarpabilir. Bedensel büyümenin çok hızlı olması, bazı gençleri çalışmaya karşı isteksiz kılabilir. Bu yüzden büluğ yıllarında okul başarısı azalabilir. Beden enerjisi âdetâ büyümeye harcanmış gibidir. Bazı gençlerde “içe dönme”, yalnız kalma isteği, vücudunu saklama arzusu görülür. Genç her zaman beraber olduğu anne ve babasının yanında çamaşırları ile görünmek istemez, bundan utanır. “Yetişkinin otoritesine ve otorite simgesi olarak gördüğü anne-babasına ve öğretmenine karşı direnme gösterme” ve “toplumdaki hâkim kesimle zıtlaşma” durumu ortaya çıkabilir. Yetişkinin otoritesine karşı olmanın yanında tamamen “denetimsiz” ve “başına buyruk” da olmak istemez.

Duygusal durumda yoğunluk göze çarpar, karşı cins ilgi alanına girmeye başlar. Platonik aşklar oluşur. Duygusallığın artması ile genç, hâtıra defteri tutarak ve şiir yazarak kendini ifade etmeye çalışır

Yetişkinlerle ve karşı cinsle ilişkilerde çabuk heyecanlanma, mahcûbiyet ve çekinme gösterebilir. Bu dönemde, özellikle ergenliğin ilk yarısında duygusal durumda görülen belirgin bir özellik de hayal kurmadır.

Bazı gençler öylesine yoğun hayal kurarlar ki, gerçek dünyadan kopmuş gibidirler. Aşırı hayal kurma gençlerin baş edemedikleri olaylar karşısında bir sığınma aracı olabilir.

  Ergenlik çağında öfkeli ve sinirli olma hâli de sık görülebilir. Özellikle erkek ergenlerde çabuk sinirlenme görülebilir. Küçük kardeşle olan geçimsizliklerde, akranları ile olan sürtüşmelerde ve âile içi çatışmalarda genellikle anneye yöneltilen öfkelilik hâli ergenlerde sıkça rastlanan bir durumdur.

 

Ergenin Duygusal Gelişimi İle İlgili İhtiyaçları ve Onda Kaygı Oluşturan Durumlar:

  1. Karamsarlık, huzursuzluk ve iç sıkıntısı gibi hoşa gitmeyen duygulardan bunalır. Kendisine güven verecek ve bu duygusal durumların yaşa bağlı, bu çağa has ve geçici olduğunu anlatacak bir anne-babaya ihtiyacı vardır.
  2. “Anlaşılmamak” bu gencin en belirgin sorunlarındandır. Anne ve babanın gencin söylediklerini, onu eleştirmeden küçümsemeden ve yargılamadan dinlemesi ve böylelikle kendisini anlatmasına fırsat tanıması genci rahatlatacaktır.
  3. Özellikle karşı cinsle ilgili hayal kırıklıklarında genç, kendisini anlayacak birine ihtiyaç duyar.
  4. Anne ve babadan daha fazla izin ister. Bağımsızca davranışları engellenince gerginleşebilir ve anne babası ile çatışmaya düşebilir.
  5. Anne ve babanın, genci isteğinden farklı alanlara yöneltmesi ondan yapabileceğinin üstünde görevler beklemesi, onu aşağılaması, onu başkaları ile kıyaslaması, ona akranları yanında kaba davranması, sık sık eleştirmesi ve çocukların yanında birbirleriyle kavga etmesi genci kaygılandıran tipik anne-baba davranışlarıdır.

Sorunlarınızın üstesinden gelebilme gücünü Destek Kulesi’nde bulabilmek ümidiyle…

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle