ÇOCUK EĞİTİMİNDE İLKLER

İmâm-ı Gazâlî, eğitim faaliyetini, verimin artması için ekinlerin arasından yabancı otları ve dikenleri temizleyen çiftçinin durumuna benzetir. Çiftçi, ekinini tavsiye edilen tâlimâta ne kadar uygun yapar ve ne denli özen gösterirse, ekini, o kadar bereketli ve gürbüz olur.

Biz ebeveynlerin sorumlu olduğu ekin de, Âlemlerin Rabbi’nin emânet olarak vermiş olduğu çocuklarımızdır. Çocuklarımıza ne denli özenli davranır, onları Allah ve Rasûlü’nün ahlâkıyla ne denli işleyebilirsek, onlar, bizlerin bire yüz, hatta bire yedi yüz ürün veren, hem dünya, hem de âhiret kazancımız olacaktır.

 Çocukların eğitimde en etkili dönem, 0-6 yaş arasıdır. Yani çocuğun daha çok annenin dizinin dibinde olduğu, âileden başka sosyal çevre tanımadığı zamanlardır. Dolayısıyla çocuklar bu dönemde anne ve babalarını bir nevî kopya ederler, hatta birçok davranışı özümseyerek hayatları boyunca uygularlar. Bu dönemde âile, çocuğa temel olarak yeme-içme, yatma- uyuma, büyüklere saygı, misafire ikram, zayıflara ve ihtiyaç sahiplerine merhamet ve yardım gibi âdapların yanında; İslâm’ın temeli olan Allah ve Peygamber sevgisi ile namaz ve Kur’ân tâlimlerini de vermesi gerekir. Bu değerleri çocuğa sağlıklı bir şekilde kazandırmanın en hızlı ve kolay yolu; çocuğa verilen ilgi, sevgi ve güven duygularıdır.

 

Sevgi

Bilim adamları, özellikle anne sevgisinin çocuğun psikolojik ve fizyolojik dünyasını doğrudan etkilediğini bildirmektedirler. Dokunularak, okşanarak ve güzel sözlerle sevilip değer verilerek büyüyen çocuklar, kendileriyle barışık ve özgüvenli oldukları kadar zorluklara dayanma bakımından sinir sistemleri de çok güçlü olmaktadır. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu konuda çok hassas davranmış ve karşılaştığı bütün çocukları okşar, öper kucaklamıştı.

Câbir bin Semûre anlatıyor:

“Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-  ile birlikte öğle namazı kıldım. Sonra âilesinin yanına giderken ben de arkasından takip ettim. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i bazı çocuklar karşıladılar.  Rasûlullah da; her birinin yanağını teker teker okşadı. Bana gelince, benim de yanağımı okşadı. Elinde öyle bir serinlik ve koku hissettim ki, sanki eli koku şişesinden çıkmıştı.” (Müslim, Fedâil)

 

İlgi

Kendileriyle ilgilenilen çocuklar, kendilerini bu ilginin verdiği güçle daha aktif, daha pozitif ve daha güçlü hissederler. Etraflarına sevecen gözlerle bakar ve sosyal hayatta her konuda girişimci davranırlar.

Hazret-i Ali -kerremallâhu vecheh-:

“Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin.” derken, öncelikle sağlıklı bir birliktelikle temel atmak, ardından bilgi ve bilinçle donatmak gerektiğini, akabinde ise onunla yapılacak istişârelerle doğru kararlar alabilmesinin öğretilmesinin lüzumunu ifade etmektedir. Bu şekilde kararlara ortak edilen çocuklar, hayatı ve sorumluluk almayı daha kolay öğreneceklerdir.

Çocuklarla bazen oynayarak, bazen şakalaşarak bazen de sohbet ederek onlarla nitelikli birliktelik geçirmeye özen gösterilmelidir. Özellikle kişilik ve kimliğin oluşma devresi olan ergenlikte, çocuğu yalnız bırakmak/ondan habersiz kalmak, tehlikelere kapı aralamak demektir. Tv ve bilgisayar başında uzun süre bırakılan çocuklar da aynı tehlikeye mâruzdurlar.

 İbn-i Abbas -radıyallâhu anh- anlatıyor:

“Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bineğinin arkasındaydım. Bana şöyle buyurdu:

«Ey çocuk; sana bazı kelimeler öğreteceğim. Allâh’ın emir ve yasaklarını gözet ki, Allah da seni gözetsin. Allâh’ın emir ve yasaklarını gözet ki; O’nu her an yanında bulasın. Bir şey isteyeceğin zaman Allah’tan iste. Yardım dileyeceğin zaman Allah’tan dile. Bütün insanlar sana bir fayda vermek için toplansalar, Allâh’ın dilediğinden başka bir fayda sağlayamazlar. Yine bütün insanlar sana bir zarar vermek için toplansalar, Allâh’ın dilediğinden başka bir zarar veremezler.»” (Tirmizî, Kıyamet, 60)

 

Güven

Çocuklara, öncelikle onların başka hiçbir özelliği olmasa da yalnızca Allâh’ın lütfettiği ilâhî bir emânet oldukları için kendilerini çok sevdiğimizi bildirmemiz gerekmektedir. Zira güven duygusunun temelinde sevgi ve saygı vardır.

Çocukları önemsemek, onlara özen göstermek, zaman ayırmak ve değer vermek, onların da hem bize, hem de etraflarına saygı duyup güvenmelerine vesîle olacaktır.

Yahya bin Muâz -rahmetullâhi aleyh-, çocuklara söylenen her sözün, verilen her tepkinin onların şahsiyet binasına bir tuğla eklemek veya yerinden bir tuğlayı çekip koparmak kadar önemli olduğunu belirtir. Bizler de, her söz ve davranışımızla onların ömür boyu taşıyacakları kimlik ve kişiliklerine müsbet veya menfî katkıda bulunduğumuzun şuurunda olarak hareket etmeliyiz

 

Namaz ve Kur’ân Tâlimi

Namaz; insana sorumluluk ve sabır eğitimi kazandıran en büyük ibâdettir. Namazla günde beş defa Allâh’a olan sorumluluğunu hatırlayan insan, aynı hassâsiyeti çevresine karşı da gösterecektir. O yüzden Âlemlerin Rabbi, nübüvvetin ikinci gününde namazı emretmiş ve bu emri Kur’ân-ı Kerîm’de defalarca tekrarlamıştır. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:

“Çocuklarınız sağını solundan ayırınca -yedi yaşına gelince-, namaz kılmalarını emredin, on yaşına geldiklerinde -kılmadıkları takdirde- bu yüzden onları hafifçe dövün.” (Tirmizî, Salât 407) buyurmuştur.

Rahmet Peygamberi’nin anne ve babalara bu nasihatı ve ikazı, aslında tamamen bir merhametin gereğidir. Çünkü küçük yaşlarda kazanılmayan namaz alışkanlığı, ileride çok kolay elde edilememektedir. Çocuklara, küçük yaşta, özellikle ergenlik öncesi kazandırılan namaz disiplini, hem dünya ve hem de âhiret hayatında nice güzelliklere kapı aralayacaktır.

Çocuğa, Allah ve Peygamber sevgisini, küçük yaşlarda -daha kalbine sahte ve boyalı sevgiler dolmadan, özellikle karşı cinsin farkına varmadan- işlemek, onlara verilmiş en büyük kazançtır. Âlemlerin Rabbi ile birlikteliği Kur’ân okuyarak tadan, Hazret-i Peygamber’i ise hadîs-i şerifleriyle gönlünde yaşatan çocuk, hayatı boyunca kolay kolay büyük yanlışlara düşmeyecektir, inşâallah…

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle