Alternatif Tıp, Her Derde Devâ mıdır? -1

Dilimize Fransızca’dan girmiş olan “alternatif” kelimesi; seçme durumunda bulunan bir kimseye göre, seçilmesi mümkün olan iki veya daha fazla yol/tutumdan her biri, seçenek, şık demektir.

Mantıkta, biri “doğru” olduğu takdirde, diğeri muhakkak “yanlış” olan iki önermeden oluşan sistem; fizikte ise, “devamlı ve düzenli olarak yön değiştiren akım, dalgalı akım, mütenâvib (nöbetleşe) akım” mânâlarına gelmektedir.

Peki ya tıpta “alternatif” hangi mânâya gelmektedir?

Son yıllarda özellikle Covid-19 ile mücadele sırasında daha çok gündeme oturan, modern tıbbın tedavî yöntemlerine tercih edilen; kimilerinin “tek çözüm” olarak gösterdiği “alternatif tıp” uygulamaları, hakîkaten tıbbın alternatifi midir?

Bugün tıp fakültelerinde altı yıllık eğitimini alarak başlangıç yapılan, sonrasında çeşitli dallara ayrılarak 4-6 senede uzmanlaşılan, ilâve yan dallara ayrılarak devam edilen, sağlık kuruluşlarında hekimlerce uygulanan usûlleri ihtivâ eden tıp; “modern tıp” olarak adlandırılmaktadır. Modern tıbbın tedavi metotları bilimsel olarak araştırılmış, hasta ve kontrol grupları oluşturularak test edilmiş, yıllarca süren müşâhedeler neticesinde güvenilir bulunarak yayınlanmış ve kabul görerek literatüre girmiş ve uygulamaya konulmuştur. Yani ispata dayalı tedavi usûllerini içine almaktadır. Alternatif tıp terimi ise, modern tıbbın tedavi usullerinin dışındaki tedaviler, teknikler ve ürünleri tarif etmek için kullanılmaktadır.

Aslında bu konuda bir mânâ karmaşası olduğu görülmektedir. Binlerce yıldır var olan “gözleme dayalı tıp” yani toplumdaki yaygın kullanımıyla “alternatif tıp” mı, modern tıbba alternatiftir; yoksa, yaşı ona göre genç olan “modern tıp” mı ona?

Son yıllarda başta DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) olmak üzere, uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan tartışmalar neticesinde tıbbın değil “tedavinin” alternatifi olabileceği vurgusu ile alternatif tıp kavramı yerine “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp” kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Farklı ülkelerde halk hekimliği, doğal tıp, folklorik tıp, bütünsel tıp, destekleyici tıp ve entegratif tıp gibi isimler de kullanılmaktadır.[1]

Tamamlayıcı/alternatif tıp terimleri, bazı ülkelerde geleneksel tıpla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, geleneksel tıbbı; “Fizikî ve rûhî hastalıkların önlenmesinde, teşhis ve tedavi edilmesinde, sağlığın korunmasında ve iyileştirilmesinde farklı kültürlere has teoriler, inançlar ve deneyimlere dayanan bilgi, beceri ve uygulamaların toplamı” olarak tarif etmekte ve uzun yıllardır geliştirilmeye devam eden sağlık uygulamaları olarak vasıflandırmaktadır.

Çin, Kore, Japonya ve Hindistan gibi Asya ülkelerinde geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT), hastalıkların tedavisinde temel olarak uygulanmaktadır. GETAT uygulamaları; geleneksel tıbbî sistemler, zihin-beden müdahaleleri, biyolojik, fizikî ve enerji tedavileri olmak üzere gruplanmaktadır.

GETAT, dünyada; akupunktur, homeopati, ozon tedavisi, oksijen tedavisi, mezoterapi, masaj, hipnoz, ayurveda, aromaterapi, kriyoterapi, osteopati, reflekseloji, kaplıca tedavisi, termal tedavi, SPA tedavisi, hidro terapi, müzikoterapi, plates gibi çeşitli usûllerle uygulanmaktadır.

Son yıllarda sağlık politikalarında kendine yer bulan geleneksel tıp uygulamaları, ülkemizde hukukî bir çerçeve kazanmıştır. İlk düzenleme “Akupunktur Tedavi Yönetmeliği” ile 1991 yılında yapılmış, 2014 yılında GETAT Enstitüsü kurulmuş ve yönetmeliği yayınlanmıştır.[2]

Bu enstitünün[3] temel gayesi, geleneksel tıbbın, modern tıp ile entegre bir şekilde insan sağlığının korunmasına, iyileştirilmesine, rehabilite edilmesine, geliştirilmesine ve bozulan insan sağlığının düzeltilmesine katkı sağlamaktır. 2019 yılından itibaren uluslar arası anlaşmalar çerçevesinde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları alanlarında, insanlar üzerinde bilimsel araştırma yapılmasına ve gönüllülerin haklarının korunmasına dair usûl ve esaslar düzenlenmiştir.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT), hem dünyada hem de ülkemizde modern tıp uygulamaları ile birlikte kullanılmaktadır. Türkiye’de uygulanmasına izin verilen metotlar; akupunktur, apiterapi, hipnoz, fitoterapi, ozon uygulaması, osteopati, sülük uygulaması, homeopati, kayropraktik, kupa uygulaması, larva uygulaması, mezoterapi, proloterapi, refleksoloji ve müzikterapi olarak sıralanmaktadır. Akupunktur, mezoterapi, kupa uygulaması ve ozon terapi en yaygın kullanılan metotlardır.

 

ALTERNATİF ARAYIŞLARIN SEBEPLERİ NELERDİR?

“-Doktora gittim, ama şikayetlerim geçmedi, tedavi olamadım.”

“-İlaçlar ciddî yan tesirler yapıyor, kullanamıyorum, acaba şimdi nereye gitsem?”

“-Filân yerde tabiî, hiçbir yan tesiri olmayan, bin derde devâ bir uygulama varmış, onu da mı denesem?”

“-Sentetik ilaçlar yerine bitki terkiplerinden oluşan bir karışım mı kullansam? Şu baharatçı bir terkip hazırlamış, memnun olmayan kalmamış, onu da mı bir soruştursam?” gibi soru ve şikayetleri, halk arasında sıklıkla işitiriz. Aslında alternatif arayışları çok güzel özetleyen bir diyalogdur bu!

Hastalık söz konusu olduğunda, sağlığa kavuşmak için modern tıp her zaman akla gelen ilk çözümdür. Hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullandığı metotlarla ortaya koyduğu müşahhas neticeler, ona güçlü bir hâkimiyet sağlamıştır. Lâkin hâlihazırda kullanılan sentetik ilaçlarla meydana gelebilen yan tesirlerin yol açtığı ciddî sağlık problemleri, kanser veya bazı kronik rahatsızlıkların kesin netice alıcı tedavisinin olmayışı veya hasta için uzun, rahatsızlık verici bir süreç oluşu ve getirdiği ekonomik yük, ona olan güvenin sarsılmasına sebep olmuş; bilime karşıt birtakım inanç sistemleri, bilimsel çalışmaların halk nezdinde ehemmiyetinin yeterince anlaşılamaması, birtakım komplo teorileri, tabiî olana dönüş söylemleri ve inanma isteği gibi psikolojik sebepler, alternatif tıp uygulamalarının popüler hâle gelmesine katkıda bulunmuştur.

Ayrıca hekimlere dayatılan performans-verimlilik kavramları sebebiyle hekimle hastanın karşı karşıya kalma süresinin kısalması, iyi bir öykü ve fizik muâyene yerine yüksek teknolojili cihazların teşhiste kullanılması da hastanın kendini yalnız hissetmesine yol açarak; “kendi tedavisinde söz sahibi olmak isteyen” hastayı alternatif arayışlara itmiştir.

Bununla alâkalı olarak “daha zararsız” olduğu düşünülen GETAT, özellikle hanımların daha çok ilgisini çekmiş, tedavi olmak ve sağlıklı kalmak için tercih edilmiştir. Son yıllarda bütün Dünya’da kendine gittikçe büyüyen bir pazar payı oluşturan, bazen modern tıbbın yerine, bazen de onun yanında destekleyici ve tamamlayıcı olarak yerini alan bu uygulamaların ülkemizde kânûnî bir çerçeveyle usûl ve esaslarının belirlenerek, hekimlerce tatbik edilmeye başlanması, hakîkaten sevindiricidir. (Devam edecek…)

 

[1] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/670588.

[2] 129158 sayılı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği.

[3] http://www.tuseb.gov.tr/getat/getat-enstitusu-hakkinda

PAYLAŞ:                

Betül Nefise İnal

Betül Nefise İnal

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle