Yeterli Ve Dengeli Beslenme

Yeterli ve dengeli beslenme, basite alınmaması gereken bir iştir. Sadece biyolojik açıdan değil, rûhî ve zihnî açıdan da sağlıklı bir fert olmanın yolu, dengeli ve bilinçli beslenmeden geçer. Sağlıklı olmak, sadece hasta olmamak değil, canlı, keyfi yerinde ve huzurlu bir insan olmaktır, aynı zamanda…

İnsanın hastalıklardan korunmasının, aldığı besinin çeşidi, kalitesi, alış şekliyle doğrudan ilgisi vardır. Benzine su karıştığında motor nasıl teklemeye başlarsa, yanlış beslenme alışkanlıklarının da insan vücudunu kötü yönde etkileyeceği açıktır. Bunun sonucu olarak da sindirim zorluğu, yüksek kolesterol, yüksek kan yağları, gaz şikayetleri, tansiyonlar, aşırı kilolar… vesâire şikayetlerle insanlar, doktor kapılarını aşındırmaya başlar. 

Bunlar arasında bilhassa giderek artan kilolardan kurtulamama derdi, bugünlerde hiç dilden düşmüyor. “Aslında çok fazla yediğimiz için değil, dengesiz ve bilinçsiz bir şekilde yeme-içme alışkanlıklarımızdan dolayı şişmanlıyoruz” desek yanlış söylemiş olmayız. Nasıl ki, her ay bütçemizi düzenlemek zorunda kalıyorsak beslenme programımızı da bir ömür boyu düzenlemek durumundayız. Kulaktan dolma metotlarla yapılan diyetler, vücudumuzu sık sık bozmaktadır. İlmîlikten uzak, reklam veya ticaret amacıyla gazete köşelerinde, magazin programlarında önerilen yanlış usuller, özellikle de gençleri kolayca etki altına almaktadır. Hatta ilmî muhtevadan uzak bu diyet listeleri, sinir ve sindirim sistemini dahî etkilemekte ve kalıcı olumsuz etkiler bırakmaktadır. 

Aslında gereksiz kilo almadan, güzellik ve zindeliğimizi koruyarak, sağlıklı beslenmek hiç de zor değildir. Yemek yemeyi ince bir sanat sayan A. Brillat Savarin “Ne yediğini söyle, kim olduğunu söyleyeyim.” demiştir. Yine bir Çin ata sözünde “Ne yiyorsanız osunuz.” denmiştir.

Beslenme uzmanları, günlük almamız gereken besinleri dört gruba ayırıyorlar: 

1-Süt grubu, 

2-Et grubu, 

3-Sebze ve meyve grubu, 

4-Ekmek ve hubûbât grubu

Dengeli beslenme için, her gün bu dört grup gıdadan bir veya birkaçını içine alan bir beslenme rejimi uygulamak gerekir. Böylece her gün vücudumuza ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, vitamin ve madensel tuzların girmesini sağlamış oluruz. Aşağıda dengeli beslenmenin bazı püf noktalarına değinilmektedir. Sağlığımızı koruma adına dikkat edeceğimiz bu kurallarla  hayatımızı tekrar  düzenleyebiliriz.

1- Kral gibi sabah kahvaltısı edin, yoksul gibi akşam yemeği yeyin. Gün boyu harcanacak enerjiyi depo etmemiz gerektiğinden, iyi bir sabah kahvaltısı şarttır. Yapılmadığı takdirde kandaki şeker oranı düşebilir, zihnî faaliyetlerde zayıflamalar olabilir. Hatta yapılan istatistikler, iş kazalarının çoğunun kahvaltı yapmayanlarda görüldüğünü ispatlamıştır. Sabahları iştahınız olmasa da hiç değilse meyve suyu için. Giderek ileride bir şeyler yer hâle gelebilirsiniz.

2- Hiçbir öğünde tıka basa yemeyin, sofradan  doymadan kalkın.

3- Kepekli ekmeği ve lifli gıdaları tercih edin. Yediklerinizin içinde belli bir miktar posalı/elyaflı besin (kepekli ekmek, taze çiğ sebze ve meyve gibi) bulunmasına özen gösterin.

4- Yemek için en az 20 dakika ayırın, lokmaları iyi çiğneyin. Lokmaları iyi çiğneme, yüz kasları için de iyi bir egzersizdir. En sağlıklı besin bile acele yenirse zarar verir.

5- Yemek saatlerinizi bütün ailenin bir araya gelip birlikte başlayıp birlikte bitirdiği zevkli saatler haline getirin.

6- Bol su için, ama yemekten hemen önce ve hemen sonra içmeyin. Yemekten birkaç saat sonra ve yemek aralarında azar azar içebilirsiniz.

7- Hiç olmazsa senede, yapabilirseniz ayda bir kere kan vermeyi alışkanlık haline getirin.

8- Güneşin doğmasını uyku esnâsında karşılamayın. Bu ilk ışınların istirahat hâlindeki  vücudumuz için faydalı olmadığını akıldan çıkarmayın. Yine gece 24:00 den önceki uykunun, organizmanın en verimli dinlenme saatleri olduğunu unutmayın.

9- Her gün düzenli olarak yarım saat yürüyüş yapın. Hareketli olmanın yenilen gıdaların verimini  artıracağından şüpheniz olmasın.

10- Kola, gazoz ve benzerleri yerine, taze meyve suyu, süt, ayran gibi tabiî içecekleri tercih edin. Hatta ıhlamur, melisa, papatya gibi bitki çaylarına önem verin. 

11- Çok sıcak ve soğuk yeyip içmeyin. Aç karna koyu kahve, çay içmekten ve soğuk şekerli şuruplardan kaçının.

12- Kızartmalardan vazgeçmeye çalışın. Haşlanmış, buharda pişmiş sebzelerden yeyin. 

13- Sosis, salam, mayonez, cips, konserve türü, işlenmiş yiyecekleri asgarîye indirin. 

14- Haftada en az bir-iki defa fasülye, mercimek, bezelye ve benzeri baklagiller yeyin.

15- Tarçın ve vanilya yiyeceklere tatlımsı bir lezzet verir. Yoğurda, süt ve pişmiş meyveye, şeker yerine bunlardan serpebilirsiniz. Hiç tatlısız duramıyorsanız, tatlı meyveleri tercih edin.

16- Akşam, saat yirmi veya yirmi otuzdan sonra bir şey yememeyi tercih edin. Zira akşamları hafif yemek metabolizmanın rahatlığı için çok uygundur.

17- Meyvenin en büyük ve en güzelini değil, daha küçük boy olanını tercih edin. Ötekiler belki de tarım ilaçları, suni gübre yüzünden  iri yapılı olabilirler.

18- Yiyecek ambalajlarının üzerini dikkatli okuyun. İlk başta yazılı olanlar, miktarca en fazla bulunanlardır, unutmayın.

19- Kırmızı etler yerine, balık, tavuk gibi beyaz etleri tercih edin.

20- Yemeklerinizi sükûnetli sohbetler içinde yeyin. Uzmanlar yemek yerken televizyon seyretmekten, gazete, kitap okumaktan, radyoda sözlü yayın dinlemekten kaçınmayı tavsiye diyorlar. Zira yemeğin ortasında çalan telefonun canhıraş feryâdının, sindirimi engellediğini belirtiyorlar. Sofrada kesinlikle tartışmayın ve sofrada çocuklarınıza görgü dersi vermekten de sakının.

Yukarıdaki maddeler incelendiğinde, bunların, 1400 yıl önce tabiblerin en büyüğü ve en şereflisi Peygamber Efendimiz’in -sallallâhu aleyhi ve sellem- bizzat uyguladığı ve ümmetine de tavsiye ettiği kurallarla son derece paralel olduğu görülmektedir. Nitekim bunlardan ilk maddeler, muhtelif hadis-i şeriflerde yer almaktadır. 

Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, “İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma  kâfîdir, mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye bırakmalıdır.” buyurmuşlardır.

Sevgili Peygamberimiz, buğdayın elenmeden, kepekli yenmesini, ağza konan yiyeceğin iyice çiğnenmesini, aç ve tok karına hemen su içilmemesini tavsiye buyurmuşlardır. Yine çok sıcak ve çok soğuk yenip içilmemesini, yemeğe birlikte başlayıp birlikte bitirilmesinin berekete vesile olacağını öğütlemişlerdir.

Resul-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve selem- her ayın 17, 19 veya 21’inde ensesinin yan iki damarından aç karnına kan aldırırdı. Nitekim onun, baş ağrısından veya ayağının üzerindeki bir ağrıdan dolayı kan aldırdığı rivayeti pek meşhurdur.

Günümüzde özellikle 50 yaş üzerindeki kimselerde görülen “Polisitemia Vera” isimli baş ağrısı, baş dönmesi, geçici körlük ve fenalık hissine sebep olan hastalığın tedâvisi, ancak kan almak sûretiyle yapılmaktadır.

14 asır önceki bu tavsiyelerin, günümüzdeki araştırmalarla ne kadar ahenk içinde olduğuna her geçen gün tekrar tekrar şahit olmaktayız. Bu önemli tavsiyelere uymakla, hem vücudumuzun mikroplara karşı bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirebilir, hem de sağlıklı ve mutlu bir fert olmayı başarabiliriz. 6

PAYLAŞ:                

Nejla Bas

Nejla Bas

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle