Ramazan Ayı Nasıl Değerlendirilmeli

Ramazan, mü’minler için yeni bir nefes ve canlılıktır. Sabır, irade ve kulluk mektebidir. Mânevî hastalıkların tedavi edildiği bir hastahânedir. Mü’min bir kul bu ayda, Kur’ân-ı Kerim rehberliğinde, Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyesine uyarak bütün gücüyle Rabbine lâyık bir kul olmaya çalışır.

Oruç, cehennem ateşine karşı bir kalkandır. “Şayet size birisi hoş olmayan bir söz söylerse, «Ben oruçluyum» desin, buyrulur. Bu hadîs-i şerif, orucun bütün bedene tutturulması gerektiğini göstermektedir.

Ramazan-ı Şerif, mü’minlere fazilet ve ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken nasıl ağzımıza herhangi bir şey koymamaya dikkat ediyorsak, ağzımızdan çıkan sözlere de dikkat etmeliyiz. Dilimizi, kötü zan, gıybet, yalan, iftira ve benzeri hastalıklardan temizlemeye çalışmalıyız. Bunlar, orucun fazilet ve sevabını azaltır.

Merhum Mûsa Topbaş Efendimiz:

“-Oruç ile nefsin tasallutundan kurtulan ruh, mânevî fetihlere nâil olur. Öyle ki, günahların kasvet ve katılığı ile kararan kalplerin can gözleri açılır. Ruhlar selâmet bulur.” buyurmuştur.

Oruç tutmak, Cenâb-ı Hak katında çok mühim bir ibadettir. Rabbimiz, her ibadet ve kulluğa bire on sevap verirken oruçluya verilecek sevabın derecesini gizli tutmuştur. Peygamber Efendimizin dilinden Allah Teâlâ (hadîs-i kudsîde) şöyle buyurmuştur:

“Her bir iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık vardır; fakat oruç bunun dışındadır. Çünkü oruç, benim içindir ve onun karşılığını ben vereceğim.” (Buhârî, Savm, 2, 9; Müslim, Sıyâm, 30; Nesâî, Sıyâm, 42)

Oruca hakkıyla riâyet etmek, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına ulaşmaya da vesile olur.

Allah dostları, her namazlarını, sanki kıldıkları son namazmış gibi dikkatli ve uyanık edâ etmeye çalışırlarmış. Biz de şu an idrâk ettiğimiz Ramazan Ayı’nın son Ramazan’ımız olduğu şuuruyla dolu dolu geçirmeliyiz. Çünkü bu şuurla geçirdiğimiz bir Ramazan ayı, elbet bir gün son Ramazan’ımız olacak!..

Kadir gecesi, Ramazan’ın özüdür. O gün melekler ve Cebrail, akın akın yeryüzüne iner. Rabbimiz, o gün yapılan ibadet ve duâları karşılıksız bırakmaz. Kur’ân-ı Kerim, Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu haber vermiştir. Bin ay, yaklaşık seksen üç yıllık ömre tekabül eder. Rabbimiz merhamet ve lütfuyla âhir zaman mü’min kullarına, yüzyıllar boyu ibâdet etme imkânını sağlamış bulunmaktadır. Bu gece, ilâhî mağfiret sağanak şeklinde yeryüzüne yağar. Ümmet-i Muhammed’e sonsuz hazineler bahşedilir.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Oruçlu için iki sevinç vakti vardır. Bunlardan biri, iftar ettiği vakit; diğeri ise, Rabbine kavuştuğu vakit!..” (Buhârî, Savm, 9)

Rabbimiz, bizlere de bu gün ve gecelerin feyiz, rahmet ve bereketinden hisseler ihsan eylesin. Bizi, kendisine kavuştuğumuz gün, yüzü gülen, râzı olduğu ve kendisinden de râzı olmuş kulları arasına dâhil eylesin. Âmin.

PAYLAŞ:                

Zahide Topcu

Zahide Topcu

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle