Mahremiyet

 

Mahremiyet…

İnsanın hayatına çizilmiş ilâhî sınırlar…

 

Bedenimizi, mahremiyet libâsına sokmak…

Kendi nefsimizi korumak için giydiğimiz kıyafetlere dikkat etmek… Evimizin içindeyken, tek başına bulunduğumuz zaman bile, yanıbaşımızdaki melekleri düşünmek… Onları rahatsız edecek kıyafetlerden sakınmak… Hattâ her ân huzurunda olduğumuz Cenâb-ı Hakk’a karşı, en büyük edeb ve hayâyı gözetmek…

Kendi dışımızdaki insanların nefislerini hesaba katarak kıyafetlerimize dikkat etmek… Hemcinslerimizi ve karşı cinslerimizi tahrik etmeden, günaha sürüklemeden, kibir ve gurura kapılmadan kıyafetler seçmek… Bizi örten, ayıplarımızı, kusurlarımızı ve dahî -sadece ehline izin verilen- güzelliklerimizi setreden tesettüre bürünmek…

Bir tarafı örterken diğer tarafı açıkta bırakan kıyafetlerden uzak durarak, gerekli olan her tarafımızı örten bir tesettüre bürünmek… Sokaktayken, havuzdayken, denizdeyken, spor yaparken, velhâsıl hayatın her safhasında tesettür ölçülerine riâyeti unutmadan…

 

Dilimizi, mahremiyet sınırlarında dolaştırmamak…

Konuşmamıza dikkat etmek… Kelimelerimizi, en temizinden, en nezîhinden seçmek… Konuşurken, güldürürken, kendimizden, âilemizden bahsederken… Fıkra anlatırken, espri yaparken ya da hâtıralardan bahsederken…

Başkasından duyduğumuzda yüzümüzün kızaracağı şeyleri, başkasına anlatırken de hayâ ederek… Âile sırlarını, âile mahremiyetini, sadece âile fertlerinin arasında kalmasına ihtimam göstererek… Her şeyi, herkese anlatmamak… Dilimizden dökülen her şeyin bir hesabı olduğunu unutmamak…

 

Gözlerimizi, mahremiyet perdesiyle örtmek…

Âyet-i kerimenin muhatabı olan mü’min erkekler ve mü’min kadınlar olarak… Gözlerimizi, haramdan çevirmek, bakışlarımızı nâmahremden kaçırmak… Gönüllerimizin dünyaya açılan perdesi durumundaki gözlerimizi, mahremiyet perdesi ile tüllendirmek…

 

Evlerimizi, mahremiyet duvarlarıyla çevirmek…

Herkese açık olan gönlümüz ve herkesi misafir edecek bir hânemiz var. Ama o hâneye kem gözlerin düşmemesine daha fazla dikkat etmek… En yakınımızdan en uzağımıza, nâmahrem olan herkesin mahremiyet sınırlarına dikkat etmek… Hatır ve gönüle bakmadan, Allâh’ın belirlediği sınırlar çerçevesinde… Kırmadan, dökmeden… Öğreterek, sevdirerek, fakat kararlılıkla, tâvizsiz…

 

Âilemizi, çocuklarımızı mahremiyetle kuşatmak…

Daha küçücük yaşlarında, eğitim ve terbiyelerine dikkat etmek… Ağacın yaş iken eğildiğini unutmadan… Sadece kendi cinsine mahsus kıyafetler giydirerek başlayıp zamanla rûhen ve bedenen gerçek bir tesettür şuuruna ulaşıncaya kadar îtina göstermek, emek sarfetmek… Yorulmamak, bıkmamak… Etrafın dedikodularına ve baskın yanlış kültüre itibar etmemek… İstikamet üzere, Allâh’ın kulları olduğunun şuurunda yeni nesiller inşâ etmek…

* * *

Bir mü’min olarak, insanların elinden ve dilinden rahatsız olmadığı, güvenilir ve çevresine emniyet veren örnek bir insan olmak… Allâh’ın dininin bu dünyadaki canlı şâhidleri olmak… Yürüyen Kur’ân gibi yaşamak… Allah Rasûlü’nün gönderiliş gâyesi olan “güzel ahlâkı tamamlamak” vazifesinin temsilcilerinden biri olarak bütün kâinâta rahmet taşımak…

Velhâsıl mahremiyet hududlarına riâyetle kirlenmeden ve kirletmeden insan olmanın şerefini yüceltmek…

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle