Giriş

Şebnem’den 

 

Muhterem okuyucularımız;

“Düne âid ne kadar söz varsa, dünle berâber gitti cancağızım; o hâlde yeni şeyler söylemek lâzım!” diyen Mevlânâ’nın diliyle Şebnem’in her sayısı, daha güzele ulaşmak yolunda bir ırmak olup size doğru akmaktadır. Bu sayımızla birlikte dergimiz, bir yılını doldurmuş oluyor. Bu ilkbahar sayısıyla birlikte beğeneceğinizi umduğumuz birtakım değişiklikler de yaptık ve sizin takdirinize arz ettik.

*

Bu sayımızda gül bahçemizin gülleri olan çocuklarımızı ele almak istedik. Onların her biri birer çiçekti ve hoyrat ellere terk edilemeyecek, zamanımızdaki genel havanın gidişâtına bırakılmayacak kadar değerliydi. Neler yapabilirdik, neler yapmalıydık çocuklarımız için... Bir anne-baba çocuğunu nasıl görmeli, onu nasıl yetiştirmeliydi?

Hazret-i  Ali’nin, “Çocuklarınızı onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” Tavsiyesi, nasıl bir ufuk koymalıdır önümüze? Çocuklarımız, hangi çağa doğmuşlar, onları neler beklemektedir? 

Bu konuda, kendisinin çok kıymetli görüş ve hatıralarına müracaat etmiş olduğumuz, muhterem büyüğümüz Osman Nuri Topbaş, önümüze bambaşka bir ufuk koydu: “Çocuğu yetiştirmek için önce anne-babanın eğitiminden başlanmalı!” Gerçekten her birimiz, ne kadar yetişmiş durumdayız ve çocuklarımıza neler verebiliriz?

Peygamber Efendimiz’in çocuk terbiyesiyle ilgili düsturlarını, bir defa daha gözden geçirmek istedik bu konuyla ilgili...

*

Bu dosyamızın yanı sıra, yürekler yakan bir mektup geldi Hollanda’nın başkenti Amsterdam’dan... Belki hepimizin gördüğü, ızdırabını çektiği bir yaraya parmak bastı kardeşimiz, tesettürün kayıp giden mânâsına... Kısa da olsa, onu da gündemimize aldık. Bundan sonraki sayılarımızda sizin de görüşlerinize müracaat ederek bu konuyu genişletme arzusundayız.

*

Bu sayımızda bir de anket hazırladık, geçmişe dönük bir muhâsebe sadedinde... “Ne yaptık, ne yapmalıydık, neleri yapmalıyız?” diye. Her sayımızda, sizlerle elele vererek daha güzellere ulaşmak ümidiyle...

*

“Bir Gönül Sohbeti” ile eskilere yelken açıp, “Kibirli Bulut”a aldırmadan “Taç Mahal’den Süleymaniye’ye” uzanmaya, “Lâle ile Hasbihâl” edip, “Cennet Çiçeklerini Terbiye” etmeye, “Dilenci kız”la el açıp, “Mesken-i Aşk” olan hazinelerin keşfine çıkmaya... 

Buyrun Şebnem’e...

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle