Gerçek Hayat, Âhiret Hayatıdır

Merhum Mûsâ Topbaş Efendi, mü’minlerin her an ölüm ve âhiret ahvâline dair uyanık bulunmalarını tenbih eder, fânî dünyanın zevk, refah ve ihtişamına gözlerimizi kaptırmamamız noktasında bizleri îkaz ederdi. Onun dilinden dökülen şu satırlar, hâlâ ne kadar canlı ve herkes için ibret vericidir:

“Muhterem Üstaz (Mahmud Sâmi Ramazanoğlu) Hazretleri, bazı günler, uyandırıcı, intibaha getirici, korkutucu âyet-i kerîmeler, ehâdîs-i şerîfeler okurlar, muhtelif misaller verirlerdi. Hattâ vefatlarından takrîben iki sene kadar önce, Harre-i Şarkıyye’deki devlethânelerinde, huzurlarına kabul edildiğimde, kendilerini melûl ve neşesiz gördüm. Biraz sükûttan sonra, aşağıdaki âyet-i kerîmeyi yazmamı emir buyurdular ve meâlen Türkçe olarak okudular:

«Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın, emzirdiğinden geçer ve her yüklü kadın çocuğunu doğurur. İnsanları hep sarhoş görürsün! Halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allâh’ın azâbı çok şiddetlidir.» (el-Hâc, 2)

Aşağıdaki iki âyet-i kerîmeyi de sık sık tekrar ederlerdi:

«Yaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar.» (et-Tevbe, 82)

«Eğer inkâr ettiğiniz takdirde, çocukları ak saçlı ihtiyarlara döndürecek günden nasıl korunacaksınız?» (el-Müzzemmil, 17)”

* * *

“Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur:

«Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman; insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.»

«Ey insan! Seni yoktan yaratan, düzgün yapılı ve endamlı kılan, sana ölçülü-dengeli davranma imkânı veren (maddî, aklî yapıda seni üstün kılan), seni dilediği en güzel şekil ve biçimde terkib eden, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?»

«Hayır! Gerçek o ki; siz ısrarla dîni yalanlıyorsunuz. Şunu iyi bilin ki, üzerinizde muhafızlık eden değerli kâtipler vardır. Onlar, yapmakta olduklarınızı bilir, yazar.»

«İyiler, muhakkak Cennet içinde olurlar. Kötüler de Cehennem içinde… Onlar (en büyük mahkemenin kurulduğu) kıyamet gününde oraya girerler. Onlar hiçbir şekilde ateşten uzak kalamazlar.»

«Cezâ günü nedir, bilir misin? Nedir acaba o cezâ günü? Hiç kimsenin başkasına hiçbir hususta fayda ya da zarar vermeye mâlik olmadığı gündür. O gün emir Allâh’ındır.» (el-İnfitâr, 1-19)

«Ey insan! Şüphe yok ki Sen Rabbine doğru çaba göstermektesin ve sonunda ona varacaksın. Kimin kitabı sağından verilirse, kolay bir hesaba çekilecek ve sevinçli olarak âilesine dönecek. Kimin hesabı arkasından verilirse, derhal yok olmayı isteyecek ve alevli bir ateşe girecektir. Zira o, dünyada âilesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı. O hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sandı.» (el-İnşikâk, 6-14)

Bu âyet-i kerîmelerde, dünyada zengin olup etrafına yardım etmeyen, hodbin (bencil) olarak yaşayan, zenginliği kendisi için bir imtiyaz vesilesi kılan, yoksulları, fakirleri hiç düşünmeye kimselerin âhiretteki acıklı hâli sergilenmektedir.”

Rabbimiz, cümlemizi sû-i âkıbetten muhafaza eylesin. Bizi, Cennet ve cemâli ile müşerref eylesin. Âmin.

PAYLAŞ:                

Zahide Topcu

Zahide Topcu

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle