Satır Aralarından

Çalışan Kadınlar Daha Fazla Boşanıyor

Boşanma davalarının yüzde 60’ı kadınlar tarafından açılıyor. Boşanan kadınların yüzde 80’lere varan çoğunluğu ise çalışan kadınlardan oluşuyor. Profesyonel iş hayatında bulunan kadınlar, ev hanımlarına göre altı kat daha fazla boşanıyor. Boşanan kadınların yüzde 16’sını oluşturan sosyo-ekonomik düzeyi yüksek grup için evliliğin bitirilmiş olması önemli bir travmaya sebep olmuyor.

Asıl şaşırtıcı olan ise, “geçimini temin edebilecek kadar” hayat standardına ulaşan kadınlar arasındaki boşanmaların her geçen gün katlanarak artıyor olması!.. Bu gruptaki kadınlar, iş ortamında boşanmış olarak bilinmek istemiyor.

Boşanma sebeplerini ortaya koyan araştırmalar önemli noktalarda kesişiyor. Evliliğin neye göre yapılmış olduğu sorgulandığında ortaya ilginç neticeler çıkıyor. “Aşk evliliği mi daha doğru, mantık kriterlerini dikkate almak mı?” sorusu irdeleniyor. Boşanmayla sonuçlanan evlilikler üzerinde yapılan araştırmalar eşlerin evlilik kararı verirken “güzellik-yakışıklılık” unsurunu birinci sıraya aldığını; ikinci sıralamada ise aşkın öne çıktığını; din, güzel huy ve ekonomik gerçeklerin ise sonlarda tutulduğunu ortaya koyuyor.

Bu durum boşanmalarda görülen büyük artışın temelinde yatan sebeplerden birini gayet net olarak ortaya koyuyor. (Aksiyon Dergisi, Meral YILMAZ, 15.12.2003)

 

Eğitim Seviyesi ve Boşanmalar

Van Nüfus Müdürü Sevgül Tanhan, Van’da boşanan çift sayısının 2005 yılına göre arttığını ifade ediyor. Tanhan:

“­–Geçen yıl boşanan çift sayısı 83 iken 2006 yılının ilk 6 ayında bu rakam 71’e ulaştı.” diyor.

Boşanmayı arttıran diğer sebepler de, aşırı göç ve ardından yaşanan nüfus yoğunluğu ile vatandaşların eğitim seviyesinin artmasıdır. (http://www.bianet.org/2006/07/14/82254.htm-)

 

Evlenmeden Önce Aynı Evi Paylaşan Çiftler

“Journal of Marriage and the Family” dergisinde yayımlanan habere göre, evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin boşanma oranının, daha önce bir arada yaşamamış çiftlerden daha yüksek olduğu belirtiliyor. (http://www.kadinportal.com/kadin.asp?katID=36&id=136)

 

Sayıların Diliyle Türkiye’de Boşanma

Üzerinde durulması gereken esas bölüm, (boşanmak üzere) açılan ve karara bağlanan davaların 1995-2005 arası değişim oranıdır. Bu oran incelendiğinde, 1995 yılında açılan dava sayısını 100 kabul edersek 2005 yılında bu rakam 152’ye çıkmış, diğer bir ifadeyle genel olarak yıllar içinde % 52 artış göstermiştir. 2001 yılında ani bir sıçrama gerçekleşmiş 2003 yılında bu oran % 80’e çıkmıştır. Bu düzensiz artış sebebini toplumun geçirdiği ekonomik kriz veya sosyal çalkantılarda aramak hiç de boş bir çaba olmaz.

Boşanmak için eşler mahkemeye başvurduğunda, Türk Medenî Kanunu’nda sayılan boşanma sebeplerinin genel olarak ispatının güç ya da mümkün olmadığı durumlarda, davalar çoğunlukla “geçimsizlik” sebebine dayandırılarak açılmaktadır. Hâl böyle olunca en fazla boşanma sebebi olarak da “geçimsizlik” ortaya çıkmaktadır.

Nüfusumuza göre boşanma oranı ortalama binde 45 aralığında seyretmekte, ancak bu oran 2001 yılından itibaren bir sıçrama göstermektedir. Bu analize bakan büyük çoğunluk, sebep olarak aklına yine ekonomik krizi getirecektir.

Boşanma oranlarının bazı ülkelerle uluslar arası karşılaştırılması yapıldığında, ülkemizdeki boşanma oranlarının, diğer ülkelerdeki boşanma oranlarından oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bunun sebebini, sosyal, kültürel, dînî ve millî sebepler ile âile kavramına verilen önemde aramak gerekir. Boşanmaların % 43,85’inin çocuksuz ailelerde gerçekleşmesi, çocuk sayısının fazlalığının boşanmayı zorlaştıran bir sebep olduğunun altını önemle çizmekte, boşanmaların % 44,89’unun evliliğin ilk yıllarında meydana gelmesi de evliliğin yıllanmasının boşanma sebebini azaltan önemli bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. (Muharrem Songür, Diyânet Aylık Dergi, Temmuz-2006)

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle