Ebu’l-Hasan Harakânî

Her şeyi topladım, bir yolculuğa çıkıyorum. Büyükler:

“Tebdîl-i mekânda ferahlık vardır.” demişler.

Kendi içime bir yolculuk da böyle olamaz mı?

İnsan, henüz bir ceninken üç karanlık safhadan geçirilerek dünyaya geliyor. İçimin karanlıklarından aydınlığa doğamaz mıyım?

Hadîs-i şerîfte:

“Yolculuk meşakkatinde cehennem azabından bir parça vardır.” buyruluyor.

Biliyorum, zor bir yolculuk olacak bu!.. Yolculuk esnasında okumak için yanıma Abdulkâdir Geylânî hazretlerinin “el-Fethu’r-Rabbanî: İlâhî Armağan”ını alıyorum, mânevî kılavuzluğunu umarak…. Eskiden çilehaneye girenlere okumaları için belirli kitapları verirlermiş, İlâhî Armağan da onlardan biri…

Aklı mı?

Almıyorum yanıma. Dudağımda:

“Akıl ile Hakk’a erilmez, aşktır mürşid olan!..” terennümleri…

Yolcuyum; yola revân olmak vakti… Gün guruba dönmekte, ömrümün baharı ise kışa… Alışkanlıklarım, ilgilerim, dikkatim:

“–Her şeyi birden bırakıp böyle apansız nereye gidiyorsun?” diyorlar.

İbrahimî bir cevap… Tahkîken olmasa da taklîden söylemek istiyorum:

“–Ben, Rabbime gidiyorum!..” İçimin karanlık dehlizlerinden, bu Tih Sahrası’ndan geçerek, imanın karanlıklardan aydınlıklara çıkaran ışığına.

“Bir topluluk kendini değiştirmedikçe, Allah onları değiştirecek değildir.” buyruluyor Kur’ân-ı Kerîm’de... Değişime bir adım atıyorum, Rabbimin, bir kulaç gelene bir arşın geleceğine umut bağlayarak.

“Ben, Rabbime gidiyorum.”

Kendinden kaçarak başka şehirlere, istasyonlara hatta insanlara gidiliyor. Lâkin Rabbe gidiş; kendini bularak gerçekleşiyor.

Kendim, insan!..

İnsan; zübde-i âlem… Sonsuz esmânın, sonsuz terkîbinden yansımalar. Bir çiğ tanesi de, koca bir deniz de, insanın gözbebeği de aynı güneşten aldığı aynı ışınları yansıtıyor kendi istîdâdınca...

Ya insan? Rabbin cemâline en güzel ayna!.. Hani aynalar vardır, insanı değişik şekillerde gösteren: uzun, kısa, zayıf v.s. Aynı hakîkate bakan farklı yüzler. Seyrediyorum yüzümü, Rahmân hangi tecellîde diye!..

Rabbim, cemâline çevir yüzümü, hakikatine döndür özümü... Duâyla çıkıyorum yolculuğuma… Her hâlin bir duâsı var, çünkü her hâl O’nun bir tecellîsi…

O ise, her an bir tecellîde...

“… Rabbim gireceğim yere doğrulukla girmemi, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkmamı nasib et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.” (el-İsrâ, 80)

Sıdk (doğruluk) ile çıkmak?

“Ben, Rabbime gidiyorum.”

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle