Müsbet Ve Menfi Yönleriyle Kefir İçeceği

Kefir; sütteki bütün besin maddelerini içeren, hafif ekşimsi tadı olan, köpüklü ayrana benzeyen, serinletici ve iştah açıcı bir içecektir. Kefir, etil alkol ve laktik asit fermantasyonlarının (mayalanmasının) bir arada oluştuğu fermente (mayalanmış) bir süt ürünüdür. 

Anavatanı Kafkasya olan kefir, ilk olarak Türkler tarafından yapılmış ve bütün dünyaya yayılmıştır. Türkiye’de ise ilk olarak 01 Ekim 2004’te marketlerde satışa sunulmuştur. Kafkas dillerinde kefire “mükemmel bulundu” denilirken, bazı dillerde ise “sağlık ve mutluluk içeceği” veya “gençlik iksiri” şeklinde tanımlanmaktadır. Kefirin Arapça’daki karşılığının ise “keyf” kelimesi olduğu söylenmektedir.

Kefir; karnabahara benzer, beyaz ya da sarımsı renkte bezelye büyüklüğünde tanelerden oluşmaktadır. Bu taneler, kabaca patlamış mısır tanelerini de andırır. Kefir, içerisinde B1, B12 ve K vitaminlerini bulundurduğu gibi şu tablodaki içeriği de ihtiva eder.

 

Su

% 88-89

Süt asiti

% 0,8-0,9

Etil alkol

% 0,6-1,1

Süt şekeri/laktoz

% 1,7-2,7

Kazein

% 2,5-2,9

Mineraller

% 0,6-0,8

Albümin

% 0,1-0,3

Yağ

% 2,8-3,3

 

Tablodaki etil alkol oranı, kefirin mayalanma süresine göre değişiklik göstermektedir. Yani mayalanma süresi uzadıkça, etil alkol oranı artış gösterirken tadında da farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bunu şöyle açıklayabiliriz: 

Mayalanma süresi;

12-14 saat ise tatlı, 

24 saat ise orta, 

48 saat ise sert, 

60-72 saat ise çok sert bir tad meydana gelmektedir.

 

KEFİRİN FAYDALARI

Kafkasya’da su yerine bile içilip bol bol tüketilen kefir, yüksek bir besin değerine sahiptir. Kafkaslarda insan ömrünün 110-130 seneye kadar yükselmesi, ayrıca tüberküloz, kanser ve hazım bozukluğu gibi hastalıklara pek rastlanmaması, kefir kullanımının yaygın olmasına bağlanmaktadır. Sindiriminin kolaylığı sebebiyle bir yaşındaki bebeklere bile tattırılan kefir, yaşlıların da, gençlerin de en ideal içeceği olmuştur.

Kefir, mikrobik enfeksiyonlara (hastalıklara) karşı direnci artırır. Serinletici aromasıyla kronik yorgunluğu giderir. Stresi azaltır, sakinleştiricidir ve kolesterolü düşürür. Sindirim sistemini güçlendirir, uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır. Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler. Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler. Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler. Karaciğer ve astım rahatsızlıklarını iyileştirir. Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir. Egzama ve benzeri deri hatalıklarına iyi gelir. Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar. İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Safra kesesi ve böbrek hastalıklarına fayda verir. Sağlıklı diyet için önemlidir. Yağsız süt ile mayalanırsa kilo almayı önler. Kemikleri güçlendirir ve hücre yenileme özelliğine sahiptir. Aids ve kanser hastalıklarının gerilemesine yardım eder.

 

EVDE KEFİR NASIL YAPILIR?

Kefir piyasalarda hazır olarak satılmakla birlikte evde de kolaylıkla yapılabilir. Kaynatılmış ve oda sıcaklığına kadar soğutulmuş süt kullanılabildiği gibi pastörize sütler de kullanılabilir. 

Kısaca kefirin yapımı için şu yol izlenir: 

25 derecelik ısıdaki 1 litre süt, bir kavanoza boşaltılır. 20-40 gram (bir yemek kaşığı) kadar kefir tanesi süte katılır. Temiz bir kaşıkla karıştırılarak kavanozun ağzı sıkıca kapatılır. Bu şekilde mayalanan süt, yaklaşık 20 derece civarında ve ışık almayan bir yerde 12-24 saat bekletilir. Sonra süt kefire dönüşünce plastik bir süzgeçten geçirilir. Süzgeç üzerindeki kefir taneleri ayrılarak daha sonraki kefir yapımında kullanılır. Kefir, yapımından hemen sonra tüketilebileceği gibi, buzdolabında saklanarak 1-2 gün içinde de tüketilebilir.

Sağlık açısından kefirin en uygun tüketim zamanı, sabahları aç karnına ya da akşam yatmadan öncedir. Kefir tanecikleri bekletilmek istendiğinde, bir kap saf su içine konularak buzdolabında saklanabilir.

Burada yoğurt ve kefirin yapılarının birbirine çok benzediğini ifade etmeliyiz. Bu yüzden vücuda sağladıkları faydalar da hemen hemen aynıdır. Fakat kefirde ek olarak, bazı faydalı bakteri ve maya türleri bulunur. Bu mikro-organizmalar sayesinde kefir, bağırsaklarda tam olarak parçalanmamış besinlerin sindirilmesine yardım ederek, besin kaybını önler ve kolonu daha dirençli hale getirir. Yine kefirin yoğurda nispetle tanecikleri daha ince olduğu için sindirimi daha kolaydır.

Kefir, içinde etil alkol (% 0,6-1,1) bulunduğu ve durdukça bu alkol, oranının arttığı gerekçesiyle (Bir yılda % 4’lere kadar çıkıyor. Bu oran ise, şaraptaki alkole eşit orandır.) bazılarınca haram kabul edilmiştir. 

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Hayrettin Karaman, Vecdi Akyüz ve Hamdi Döndüren Hocaların beyânına göre kefirin bir mahzurunun olmadığı anlaşılıyor. Ancak Türkiye Gazetesi’nden Mehmet Ali Demirtaş ve GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma) başkanı Faruk Köse, alkol ihtiva ettiği için kefirin haram olduğunu iddia ediyorlar. (Zaman Gazetesi, 7 Ocak 2006, Kurban Bayramı eki, sayfa 11.)

Bu durumda işin içine biraz “şüphe” karışıyor ve tercih tüketiciye kalıyor. Biz ise, yalnız şu hadîs-i şerîf-i hatırlatmakla yetinmek istiyoruz:

Helal belli, haram bellidir. Fakat aralarında birtakım şüpheli şeyler vardır ki, bunlar helal mıdır, haram mıdır, çoğu kimse bilmez. Şüpheli şeylerden sakınan kimse; dinini de, ırzını da korumuş olur. Her kim bu şüpheli şeylere yaklaşırsa harama düşebilir. Yasak bir yerin/korunun etrafında davarlarını otlatan bir çoban gibi, çok sürmez hayvanları içeriye girebilir. Dikkat edin! Her padişahın kendine mahsus bir korusu vardır. Dikkat edin! Allah’ın yeryüzündeki korusu da haram kıldığı şeylerdir. Biliniz ki, bedende bir et parçası vardır. O, güzel olursa bütün beden güzel olur; o bozuk olursa bütün vücut bozulur. İşte o et parçası, kalptir.(Buhârî, İmân, 39)

PAYLAŞ:                

Nejla Bas

Nejla Bas

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle