ÜÇAYLAR’A GİRERKEN

Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ü senâ olsun, bu sene de bizi Ramazan ayının gölgesine kavuşturdu. Receb ayı ile başlayan, Şâban ayıyla ziyadeleşen hasret ve muhabbetimiz, Ramazan’a kavuşunca vuslata dönüyor, elhamdülillah…

Regâib kandilinin ardından Mîraç Gecesi’ni idrâk ettik Recep ayında… Şâban ayında da Berat gecesine kavuşacağız. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in ibadetlerini ziyadeleştirdiği bu aylar; Kur’ân ile buluşma, namaz ile mânevî mîraca yükselme mevsimleri…

Rabbimiz, nihayetsiz af ve merhametiyle bizi, her vesileyle kulluğuna çağırmış. Bizim gafletimizi bertaraf etmek üzere, hayatımızın her aşamasında beş kere ezânla huzuruna davet etmiş. Etrafımızda Allâh’ı hatırlatan insanlar, yine Allâh’ı hatırlatan binbir ibret ve hikmet dolu hâdise var etmiş. Bir çiçek, bir toprak, Güneş, Ay, yıldızlar, rüzgâr, yağmur, kar, hastalıklar, ölümler, doğumlar, insanların başına gelen her türlü hâdise; ibret almayı bilen kimseler için Allâh’ın varlık ve kudretinin âyetleri…

Devamlı aynı şeyleri yapa yapa monoton bir hayat yaşamamız için günler kısalmış, uzamış; gündüz geceye, gece gündüze dönmüş. Mevsimler gelmiş geçmiş. Ömrümüz de farklı farklı mevsimler gibi çocukluktan gençliğe, gençlikten orta yaşa ve yaşlılığa dönerek bizi devamlı zinde tutmuş. Bu kadar değişikliklere rağmen değişmeyen yönümüz, Allâh’a olan kulluğumuz ve istikamet çizgimiz olmalı!..

Lâkin insanız; bizim de gaflet ve zaaflarımız var. Bilmeden yaptığımız yahut farkında ola ola işlediğimiz günahlarımız var. İşte Rabbimiz, bu engin merhametiyle bize onlardan kurtulmak için de vesileler yaratmış. Öncelikle duâ ve istiğfar için dâima semâ kapılarının açık olduğunu haber vermiş. Pişmanlık ve tevbe için belli bir gün veya mekânı beklemeye gerek yok! Her birimiz, her an, her yerde elimizi açarak, nedamet göz yaşları dökerek günahlarımızın ağır yükünden kurtulabiliriz.

Ancak bu kadar geniş vakitleri değerlendiremeyen yahut daha özel vakitlerde duâ etmek isteyen kimseler için de Rabbimiz, duâların müstecâb olduğu vakitleri haber vermiş. Cuma saatini, ezânın perde perde gökyüzüne yükseldiği demleri vs… Bir de Berat gecesi, Kadir gecesi, Ramazan ayı, umre ve hac vazifelerini yaptığımız yer ve zamanlar var, elbette… Bütün bunlar, kulun Allâh’a yönelmek için bir bahanesi olmasın diye… Allah her zaman kulunu bekliyor; yeter ki kulu, yüzünü, yönünü O’na çevirsin.

Cenâb-ı Hak, kullarını farklı farklı kabiliyet ve istîdadlarla yaratmış. Kimi ilimle meşgul olmayı sever, kimi hizmetle… Kimi zikirden zevk alır, kimi Kur’ân okumaktan… Kimi ticaretle meşgul olurken Allâh’ın kullarının yüzünü güldürür, kimi ev hanımı olduğunda… İnsanlar farklı, hizmet ve ibadet şekilleri farklı… Ancak insanların hepsinin ortak yapacağı birtakım ibadetler var. Bunlara “farzlar” diyoruz.

İnsan, farzları yerine getirerek Allah ile arasında sımsıkı bir bağ oluşturur. Buna ilâve ettiği nâfile ibadetlerle Allâh’a olan yakınlığını artırır. Nihayet o kimse, Allâh’ın sevdiği, seçtiği, lütuf ve ikramlarıyla kıymetlendirdiği “velî” bir kulu hâline gelir.

“Bu ibadetler nelerdir, ne kadar yapılmalıdır? Hizmet nedir? Neler, ne zaman hizmete dönüşür? Allah, kullarından nasıl bir hayat geçirmelerini ister?” gibi soruların cevabı, Peygamber Efendimizin hayatında gizlidir. İşte bu mübarek gün ve geceler; aynı zamanda Allah Rasûlü’nün Sünnet-i Seniyyesi’ni öğrenip hayata tatbik etmek için büyük fırsatlardır.

Cenâb-ı Hak, bize rızasına giden yolları kolaylaştırsın. Bizi, râzı olduğu kullar arasına dahil eylesin. Âmin.

 

PAYLAŞ:                

Zahide Topcu

Zahide Topcu

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle