Mali’den Bir Mektup Harun Bebek Yine Ağlıyor

Kültür merkezi ve lojman olarak kullanılmak üzere yeni bir bina kiralamak için üç ay süreyle Türkiye’den Burkina Faso’ya, Kamerun’dan Mali’ye kimler katılmadı ki bu araştırmaya!.. Sıcağın, tozun, simsarların çeşit çeşit yanıltma oyunlarının, pazarlıkların bunalttığı, Türkçe’nin, Fransızca’nın, Arapça’nın, More’cenin ve Bambarca’nın birbirine karıştığı üç ayın sonrasında kiraladığımız apartmanda ilk gece bir çocuk ağlamasıyla sabahladık.

Bitişiğimizdeki ev, 7-8 oda ve bir koridordan oluşuyordu. 3-4 odanın üzeri sazlarla ve naylon parçalarıyla örtülmüş, diğer 3-4 odanın üzeri ise gökyüzüne doğru açıktı. Bizler de sıcaktan bunalıyor, pencereyi kapatamıyorduk. O yüzden neredeyse yan tarafımızdaki evin nefes alışlarını bile duyabiliyorduk.

Komşularımız oldukça yoksuldu. Aslında yoksul demek de bir varlık atfetmektir, onlarda tek kelime ile tarif edilebilecek bir şey vardı: Hiç!.. Onlar, bu hiçlikleri içinde bir hayat yaşıyorlardı.

Onların varlığını hatırlatan, ölmediklerine dair bir işaretti çocuklarının ağlaması ya da evin içinde yürürken düşürdükleri bir şeyin sesi… Biz, bunları duyunca “onların hâlâ yaşadığını” anlıyorduk. Bir insan, böyle bir yoklukla, böyle bir hiçlikle nasıl hâlâ yaşayabilir ki?!

Ama o çocuk ağlaması, o ses, bir başka yakarıştı bu sefer... Derdini ve haykırışını susturmaya çalışan sallamalar, iteklemeler o kadar net duyuluyordu ki… Onlar orada kıvranırken burada oturmak da o kadar tahammülü zor bir durum ki …

Adı Harun’du bebeğin… Daha dört aylıktı. Bamako dışından gelmişti buraya… Annesi sokakta çamaşır yıkamak veya evlere temizliğe giderek para kazanmak için gelmişti Bamako’ya… Fakat anne ne yapsın? Para bulamayınca, iş bulamayınca kendisi de aç kalıyor, bebeği de… Bir ara bakkaldan bir kutu mama aldım. Gana Büyükelçiliği’nin bekçisi Hüseyin’le onların evine gönderdim. Elektrik yok, su yok, kapı yok, pencere yok, çatı yok o evde… 7-8 kişi bir arada yaşıyorlar bu yokluk içinde… O bir hafta, Harun bebeğin sesi kesildi. Sanki öyle bir bebek yokmuş gibi… Karnı doyunca demek ki, çığlığa gerek kalmadı artık… Meğer o susunca mahallemiz ne de sessizmiş!..

Bir hafta sonra yine aynı kahreden, insanın boğazını sıkan ağlamaları, bu ağlamayı bastırmak için çocuk sallama seslerini, boğuk hırıltıları, çaresizliği, insanların bu feryatlar karşısında eli kolu bağlı duruşlarını dinleye dinleye sabahladık.

Merveille alışveriş merkezinden aldığımız en pahalı mamayı vermek için Harun bebeği ziyarete gittiğimizde, altında çuha parçalarının bağlandığı bir bezi vardı. Üstü çıplak, ama başı kıvır kıvır saçla örtülüydü. Ve gözleri, henüz akına kırmızılık karışmamış, bize öyle derinlemesine bakıyordu ki... Dört aylık bir bebek, bir insanın gözünün içine böyle uzun uzun bakamaz!.. “Mutlaka ben hatalıyım” diyorsunuz, bu hassasiyetimiz, ona bakışımızı bile etkiliyor, diye geçiriyorum içimden… Fakat hayır, o yine öyle derinden derine bakıyor ki, en son bakışımı kaçırıyorum. Harun bebeği, kaçamak kaçamak ve uzaktan izliyorum; o olgunluğa gıpta ediyor, hayranlık duyuyorum.

Harun bebeğe ara sıra birkaç kutu mama daha alıyorum. Âilesi, bir türlü arkasını getiremiyor. Bir-iki gün toksa, üçüncü gün aç!..

Fakat Rabbimin hikmetlerinden birisi de Afrikalı hanımlara verdiği sabır ve metanet… Onlar, çocuklarının gözleri önündeki kıvranışlarına büyük bir sabır ve fedakârlıkla göz yumuyorlar. Yapacakları çok fazla bir şey de yok belki… Ama isyan da etmiyorlar. Öyle mütevekkil, öyle vakur, öyle sabır dolu bir şekilde bekliyorlar ki…

Harun bebek, 4 kutu mama bitirdi. Bugün Harun bebeğin sesi gelmeye başladı. Artık daha çok yemeye mi başladı ne? Harun bebek, bana ulaşmayı başardı. Benim yüreğimin tellerini çeşit çeşit titretmeyi başardı. Harun bebek, Konya’dan Mehmet Abi’ye de ulaşmayı başardı.

Harun bebek, sadece görmüyor. Harun bebek bakıyor. Harun bebek, insanın gözünün içine bakıyor. Kalbinin derinlerine iniyor. Harun bebek, karnı tokken susuyor, ama o zaman da ses çıkarmadan, dil-dudak depreşmeden konuşuyor. Gözleri çığlık çığlık konuşuyor. Harun bebek, sesini çok uzaklara, çok çok uzaklara duyuruyor. Harun bebeğin bugün yine sesi geliyor. İsmail Abi, duyabildin mi?

Harun bebeğin annesi çamaşır bulabilirse, Harun bebekle birlikte yıkıyorlar. Harun bebeği aylak sanmayın; helvacı “ıh, ıhçıları” gibi, annesine tempo tutup işi hızlandırıyor.
Harun bebeğin bugün yine sesi geliyor. Sesi çok güçlü, taaaaa Türkiye’ye, Konya’ya kadar ulaşıyor.

Selâmetle…

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle