Günde Beş Defa, Beş Dakika Mola

Yüce Rabbimiz; günde beş defa, beş dakika dünya işlerine ara vermemizi istemiştir. En kısa namaz, beş dakikadır. Eğer biz istersek, bu süreyi daha da uzun tutabiliriz. Yeter ki, bu ilâhi çağrıya kulak verelim. Yeter ki, böyle bereketli vakitlerin kıymetini iyi bilelim. Namazı, ne kadar yavaş, huzur ve huşû içinde kılarsak, o kadar istifâde ederiz, inşâallah.

Namazı sadece borcumuzu ödemek ya da sevap kazanmak için değil, Allâh’a yaklaşmak için kılmalıyız. “Kulun Allâh’a en yakın olduğu an, secde ânıdır.” buyruluyor. (Bkz: Müslim, Salât, 215)

Her işin bir kuralı olduğu gibi, namazın kuralları da “tâdil-i erkân”dır. Bunlara gerektiği gibi riâyet etmezsek namazın hakkını vermemiş oluruz. Tavuğun yerden yem toplaması gibi çabuk çabuk secdelere gidip gelinirse, namaz bize yorgunluktan başka bir şey vermez.

Oysa namaz, dinlenme yeridir. Namaz, günün yoğun işlerine ve düşüncelerine bir nebze olsun ara vermektir. Namazı, bedenin yorgunluklarından sıyrılmak için kılmalı. Namazı, bütün dünyevî düşüncelerden uzaklaşmak, bedene ve rûha enerji depolamak için kılmalı... Namazda huşûyu yakalamak için, bütün benliğimizi bir kenara bırakıp, yalnızca Rabbimizi düşünmeliyiz. Huşû, Rabbimiz ile beraber olmaktır. Huşû, huzûrun zirvesini yaşamaktır. Huşû, lezzetlerin âlâsını tatmaktır.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- namaz hakkında şöyle buyurmuştur:

 “Namaz, gözümün nûrudur.” (Nesâî, İşretü’n-Nisâ, 10; Ahmed bin Hanbel, III, 128, 199)

“Namaz için vaktin evveli Allah’ın rızâsı, vaktin sonu ise Allâh’ın affıdır.” (Tirmizî, Salât, 127)

 “İnsanlar eğer namazlara erken gelmenin sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı.” (Bkz: Buhârî, Ezan, 9)

Namaz, Mîraç’ta Rabbimiz tarafından bize gönderilen en değerli hediyedir. Bizler de, bu değerli hediyeye yaraşır şekilde karşılık vermeliyiz. Namaz, Rabbimiz ile buluşma yeridir. Rabbimiz ile sohbet etme zamanıdır. “Kim Rabbi ile konuşmak istiyorsa Kur’ân-ı Kerîm okusun” buyruluyor. (Deylemî, Müsned, 1/302) Namaz, Kur’ân okumak demektir. Namaz, sünneti yaşamak demektir. Namaz, sağlık demektir. Bunun için namazdan, hem rûhumuzu, hem de bedenimizi en güzel şekilde istifade ettirebilmeliyiz. Namazın faydalarını saymakla bitiremeyiz. Namazın maddî ve mânevî pek çok faydası vardır.

* * *

Yirmi dört saat içinde ardarda gelen, beş tane büyük ve elli tane küçük aktif bioritim periyodu vardır. Beş büyük periyodun her birinin başlangıcındaki ilk onbeş dakika, biyolojik olarak en aktif zamandır. Bu vakitte akupunktur noktaları tamamen açık durumdadır. Beş vakit namaz, bu beş büyük biyolojik periyoda denk gelmektedir. Ezândan on beş dakika sonra BAN yavaş yavaş kapanmaya başlar ve bu kapanma süreci, bir buçuk, iki saat devam eder.

Rükû; iç organları, yumurtalık, rahim, prostat, böbrek, idrar yolları ve omurganın sağlığını korur. Mide, karın, sırt ve boyun kaslarını güçlendirir.

Secde; bedenin iç bölgelerine kan akışını artırır, beyinde sıvı ve kan dolaşımını düzenler ve korur. Beyni temizler, hâfızayı güçlendirir, anlayış ve düşünce kabiliyetini artırır, akciğer, kalp ve sinir sistemini arındırır.

Selâm verirken omuzlara bakma hareketi, gözü kan dolaşımı bozukluklarından, göz kaslarını tembellikten, ense ve boyun kemiklerini kireçlenmeden korur.

 Secdeye giderken ve secdeden kalkarken yapılan hareketle vücudun bütün eklem ve kaslarının sağlığı muhafaza altına alınır.

Şöyle bir düşünecek olursak; Rabbimiz bize neyi emretmiş ise; bunun hem ruhumuz, hem de beden sağlığımız için çok önemli olduğunu görebiliriz. Şüphesiz ki, namaz ve diğer ibadetler, bu gibi faydaları için değil, Rabbimizin bir emri olduğu için îfâ edilir. Rabbimiz, sırf rızâsı için yaptığımız ibadetler vesilesiyle biz kullarına uhrevî mükâfâtlarının yanında, böyle birtakım ikram ve ihsanlarda da bulunur. Bu, O’nun sonsuz rahmet ve lütfunun bir eseridir.

Rabbimiz, cümlemizi, hakîki mânâda namaz kılanlardan eylesin. Namazdan, Rabbimizin râzı olduğu şekilde istifâde edebilmeyi nasip etsin. Kıldığımız namazlar; âhirette, yüzümüze bir paçavra gibi vurulmasın, bilâkis yüzümüze nûr, gönlümüze sürûr olsun, inşâallah. Âmîn!..

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle