Üç Ayların Fazileti

Peygamberimiz -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Şöyle Buyurmuştur: “Receb Allâh’ın Ayı, Şaban Benim Ayım, Ramazan Ümmetimin Ayıdır.” (Gunye, 1/178; Süyûtî, Câmiü’s-Sağîr, 4411; Kenzü’l-Ummâl, 35164)

Allâh’ın ihsan, ikram ve rahmetinin her zamankinden daha fazla yağmış olduğu büyük, mânevî bir mevsime girmiş bulunuyoruz. Bu aylarda sırasıyla Regâib, Mîraç, Berât ve Kadir geceleri var. Yine bu aylar içinde, Peygamber Efendimizin senenin diğer günlerine kıyasla ibadet, ihsan ve kulluğunu arttırdığı Recep, Şaban ve Ramazan ayları var.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu aylarda, gece namazlarına, Kur’ân-ı Kerim okumaya, bolca sadaka vermeye, sık sık oruç tutmaya dikkat ederlerdi. Recep ayında başlamış oldukları ibadetleri, Şaban ayında ziyadeleştirir ve Ramazan ayında taçlandırırlardı.

Evliyâullah da bu zamanlara dikkat eder, gerektiği gibi istifade etmeye çalışırdı.

Receb ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi, Allâh’ın pek çok tecellilerinin başladığı bir gecedir. “Çokça rağbet edilen” mânâsında Regâib adı verilir.

Recep ayının sonlarına doğru, 27. gece, Mîraç gecesidir. Bu gecede Peygamber Efendimiz, Mekke’deki hânesinden alınmış, bir gece yolculuğu ile önce Kudüs’e, Mescid-i Aksâ’ya götürülmüş, oradan da göklere doğru uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Semânın katlarında çeşitli peygamberlerle görüşmüş, cennet ve cehennemi müşâhede etmiş ve bizzat Rabbimizden vahiy alma şerefine ermiştir.

Şaban ayının ortasında bulunan Berât gecesi de, insanların bir yıllık başına geleceklerin dünya semâsına indirildiği, öleceklerin ve rızıkların taksim edildiği, ilgili meleklere bildirildiği bir mübârek gece…

Ramazan ayı ise, başlı başına hayır, bereket ve taat ayı… Kur’ân-ı Kerim, bu ayda, Kadir gecesinde indirilmeye başlanmış. Peygamber Efendimiz, bu ayda Cebrâil -aleyhisselâm- ile karşılıklı inen âyetleri mukabele etmişler. Ramazan aynı anda oruç ayı… Bir ay boyunca, oruçla imtihan edilen, iradeleri güçlendirilen Müslümanlar, bu sabır ayının sonunda Rableri tarafından mağfiret ve rızasına kavuşma bayramıyla mükâfatlandırılıyorlar. Ramazan ayı, sadaka, zekât, fitre ve fidyelerle fakirlerin, muhtaçların, dul ve yetimlerin hatırlandığı, görülüp gözetildiği, mutlu edildiği günler… Ramazan ayı, imsakı, iftarı, terâvihi, umresi ile âilece yaşanan, hissedilen, paylaşılan günler…

Ramazan ayı, bin aydan daha hayırlı bir gecenin, Kadir gecesinin bulunduğu bir ay… Bu gece, hadîs-i şerîflerden öğrendiğimize göre, Ramazanın son on gününde aranmalı… Bu günü bulmak ve değerlendirmek için, Peygamber Efendimiz, Ramazan’ın son on gününde itikâfa çekilmiş. Günlerini, gecelerini dolu dolu geçirmeye çalışmış.

Bu aylarda kazâ borçlarımız varsa, onları ödeyelim. Kul hakkı bulunan kardeşlerimizle helâlleşelim, gönüllerini almaya çalışalım. Dargın ve küs olduğumuz Müslümanlarla görüşelim, helâlleşelim. Bu sene, bu günlere ulaştık. Ama önümüzdeki sene onları görüp görmeyeceğimiz belli değil. O hâlde bayram sabahına huzur ve âfiyetle, affetmiş ve affolunmuş olarak kavuşalım.

Rabbimiz bizi de bu gün ve gecelerin kıymetini bilenlerden, gereği gibi değerlendiren kullarından eylesin. Bu mübârek mevsimi, bağışlanmış, tertemiz bir şekilde tamamlayan, hayatına kirlenmeyecek yeni bir sayfa açan bahtiyar kulları arasına bizi de dâhil eylesin. Âmin.

Rabbimiz, Recep ve Şaban’ı bizim hakkımızda mübârek eyle ve bizi Ramazan’a ulaştır. Âmin.

PAYLAŞ:                

Zahide Topcu

Zahide Topcu

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle