Sunuş

Muhterem Okuyucularımız;

Nisan ayı, bahar ayı… Milâdî olarak Peygamber Efendimizin velâdet gününü içinde bulunduran ay olduğu gibi, bu yıl, hicrî “Mevlid Kandili” de bu aya tesâdüf etti. İslâm âlemi, bu mübârek günler vesilesiyle Peygamber Efendimizi muhabbet ve hürmetle yâd ederken, kendini bilmez bâzı nâdânlar, o “Rahmet Peygamberi”nin şahs-ı mânevîsine saldırmaya yeltendiler. İslâm dünyası, dalga dalga yükselen itiraz, boykot ve tel’inlerle bu gâfil ve hâin fitne odaklarına meydan okurken, biz de karınca-kararınca bir katkıda bulunmak istedik, Şebnem Dergisi olarak…

Bütün dünyayı saran bu kınama ve boykot kararlılığının, “şiddet”e dönüşmeden yapılması taraftarıyız. “Bütün insanlığı öldürmeye bedel” olan, “mâsum bir insan”ın öldürülmesine rızâ gösterebilecek bir müslüman yüreği tasavvur edemiyoruz. Bizim vazifemiz; “sövmek”ten ziyâde “sevmek ve sevdirmek” olmalı!..

* * *

Diğer taraftan bu sayımızda, ağırlıklı olarak “ortaöğrenim ve lise çağındaki gençlerimiz”in içine sürüklendiği maddî ve mânevî buhranın yankılarını derlemeye çalıştık. Çok geniş ve kapsamlı bir konu… Belki böyle bir savruluşun yüzlerce, hatta binlerce sebebi sıralanabilir. Ama ortada bir gerçek var ki, gençliğimiz, ölümün eşiğinde, uçurumun kenarında… Batı dünyasını kasıp kavuran “modern günahlar”ın neredeyse tamamı, bizi de kuşatmaya almış durumda… Ne yapabiliriz? Nereden başlayabiliriz?

Belki doktora tezlerine, sosyal ve psikolojik derin araştırmalara kaynak olabilecek bu çapta bir mevzû, çalakalem birkaç sayfayla geçiştirilmemeli!.. Her fert, böyle bir toplumsal kaosun önüne geçebilmek için üzerine düşen sorumlulukları düşünmeli, araştırmalı, konuşmalı!.. Herkes örtünün bir ucundan tutmalı ve yine herkes kendi evinin önünü süpürmeye başlamalı!.. Mevzûnun olanca genişliğine rağmen, biz de gücümüz nispetinde bir gündem oluşturmak istedik, evlerimizde. Samimiyetimizle takviye ettiğimiz acziyetimizle…

Toplumumuzun karşı karşıya kaldığı bu çıkmaz sokaktan geriye doğru dönmeye başladığımızda “en sağlıklı ve neticeye ulaştıran yol”un “dindar bir âile” olduğu muhakkak!.. Çünkü yuvaların duvarları ve çatısı ne kadar sağlam olursa, içeriye yapılacak müdâhaleler o kadar zayıf kalmaya mahkûmdur. Bu yüzden tekrar “Huzurlu Âile Yuvası”nı temin etmek zarûretimiz var. Bir evliliği kurarken ve devam ettirirken nelere dikkat edileceğini kadın-erkek hepimizin bilmesi şart!.. İşte Şebnem Kitapları, muhterem Osman Nûri Topbaş hocaefendi ile bu sahada yapılan mülâkâtları (röportajları) bir kitap içerisinde topladı. Bize ve evlâtlarımıza rehberlik etmesi için!..

* * *

Son olarak yeni sayımızda rahatça fark edeceğiniz üzere, yeni bir mizanpaj (sayfa düzeni) ile huzurlarınızdayız. İnşallah her sayımızda çıtayı biraz daha yükseltebilmek duâsıyla..

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle