Asrı Yüklenen

Asrı yüklenen bir Allah dostunu temâşâ ediyor yüreğim…

Gözlerinde ümmetin sancısının yorgunluğu, alnında “min eseri’s-sucûd” ferahlığı, Allah rızası için bütün ufku aydınlatır düşünceleri…

 Azerbaycan’da nasırlı ellerinin arasında Kur’ân okuyan balaların duâsındadır.

 Kosova’da dikilen bir câmi haykırır her secdesiyle… Rabbe giden duâlarda, salavatlarla süslenir O’nun adı…

Kırım’da bir Hüdâyi yuvası kurulur, genç kızlar, ilk defa Kur’ân-ı Kerîm’le tanışırlar. Yüzünü görmedikleri, asrı yüklenen gönül mimarı süsler hep rüyalarını...

Rusya’da, Kırgızistan’da, Moğolistan’da, Kazakistan’da, tüm Orta Asya’da, o kara topraklardan güller fışkırır etrafa…

Bahçıvan kimdir?

Ekip biçip budayan, suyunu, gübresini, harâretini gönderen kim?

Asrı yüklenen bir Allah dostu!...

Bir yetim kızın düğününde sevinç gözyaşı; evindeki her nakış çeyiz, onun duâsı… Bir fakirin mutfağındaki aş, bir hastanın dolabındaki ilaç…

Moskova’da, buz gibi diyarlarda gülen yürekler ısınır onun bakışlarında… Derslerinde “Biz Türkçe’yi anlamıyoruz. Ama gönlümün, yüreğimin lisâna ihtiyacı yok ki, onu anlayabilmek için!..” diye haykırır gönüller...

Orta Asya’dan Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar, gâyesi bir avuç yetişmiş insan, bir gönül dolusu yetişmiş ana sunmaktır asra…

O, ağır bir yükün altına girmiştir. İşi çok, derdi çok, çilesi ağır… O, kalbi sökülmüş bir asrın mânevî derdini yüklenmiştir, insanların gönül hastalıklarının tedâvîsini… Ağlayan bir çift gözü güldürmek; bir yetimin, bir garibin başını okşamaktır bütün derdi…

Her biri âile yuvası gibi sıcacık yuvalarda, vakıf insanlar yetiştirmek; insanlara, insanlığa faydalı genç kızlar, erkekler, anneler, babalar, evlatlar yetiştirmek… Yani geleceğin Nesîbeleri, Sümeyyeleri, Mihrimahları, Kösem Sultanlarını, fedâkâr ve şuurlu anaları yetiştirmek…

Nadasa bırakılan, terk edilmiş tarlaların taşlarını ayıklamak, onlardan gözlerin gönüllerin ışıldayacağı müstesnâ bahçeler inşâ etmektir bu bahçıvanın tek gâyesi…

Geceleri gözyaşıyla yıkanan samimi yakarış, niyaz ve duâlarla… Gündüzleri ise, ufukları kıskandıran, ummanları coşturan, en saf ve en temiz yürekten çıkıp binlerce heyecanlı yürekte buluşan, her biri müstesnâ inci tanesi mesabesinde olan derslerle…

İşte o derslerden birisi ve o asrı yüklenen bahçıvanın gözbebekleri gibi büyüttüğü nâdide çiçeklerine vakfiyesi:

“Hüdâyî yuvasından uçan kuşlar, ufuklara kanat çırpalar. Kendilerini bir anne kuş gibi hissedeler. Her gittikleri yere, en gözde yavrularını bırakalar. Sonra tekrar başka bir meçhule kanat çırpalar. Gittikleri her yeri kendilerine yuva yapalar, ısıtalar, çeli-çöpü atarak dikenlerden arıtalar. Hizmete kendilerini adayalar… Her hizmetin içinde, sağında, solunda, önünde, arkasında bulunalar… Tek gâyeleri, Allâh’ın rızâsını kazanmak ola!.. Çukurlara düşmeyeler, çamurlara dalmayalar; kanatlarını unutmayalar. Gerektiğinde nefsâniyetin çukuruna düşmemek için rûhâniyetin kanatlarını çırpalar. İncinmeyeler, incitmeyeler.

Ve nihayet kardan ak bir bahçeye, beyazdan daha beyaz yüzleriyle geleler; Rasûller Rasûlü’nün huzuruna, Allâh’ın rızâsını kazanmış bir şekilde varalar.”

* * *

Ya Rabbî!.. Çilesi, derdi, gâyesi, Sen olanları, Sen’in dinin olanları mahcup etme!.. Onların samimi niyet, gayret ve emeklerini karşılıksız bırakma!.. Dinine yardım edene, Sen de yardım et!..

Rabbim!.. Kalplerimizi birleştir. Yüreklerimizde kardeşlerimize karşı kin ve nefret bırakma!..

Allâh’ım! Gücümüzün yettiğinden fazlasıyla bizi imtihan etme!.. Bizleri de ecdadımız gibi aziz ve şanlı eyle!..

Yüce Rabbim!.. Amellerimizi sahih imân, ihlâs dolu niyet, hakikî irfan ve yüce bir faziletle ziynetlendir; bizleri vatan ve millete hizmet duygu ve şuuruyla istikametlendir. Âmin.

PAYLAŞ:                

Halime Demireşik

Halime Demireşik

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle