Doğum ve Safhaları

0
Doğum ve Safhaları

Sanat Harikası İnsanın Var Oluşu -46-

DOĞUM VE SAFHALARI

 

Bir önceki yazımızı, doğum ile ilgili sorular sorarak bitirmiş idik. Bebeğin, anne rahminde geçirdiği 40 haftanın ardından dünyaya gelmesi ile alakalı yaşanan hâdiseler, hem anne bedeninde, hem de bebeğin bedeninde meydana gelen değişiklikler açısından insanın zihnini zorlayan, hayret verici, mûcizevî ve mükemmel bir süreçtir.

 Her şeyden önce annenin bedeninde doğumun kararını hangi mekanizma vermektedir? Bebeğin hangi haftada doğum için hazır olacağı nasıl tespit edilmektedir? Annenin rahminde, bebeğin haftasını hesaplayan bir zaman-ölçer mi vardır? Doğum hasarını en aza indirmek için bebeğe baş aşağı dönmesini söyleyen kimdir? Doğum faaliyeti, her bebek için bir defa gerçekleştiğine göre, bebek bunu nasıl öğrenmiş olabilir? Anne rahmindeki bilgi işlem merkezi, hem bebeğin haftasını, hem olgunlaşmasını, hem doğum için hazır olup olmadığını, hem de ilk doğumlarda bile en ideal pozisyonun ne olması gerektiğini nereden bilmektedir? Bunu ne zaman öğrenmiştir? Zamanı hesaplayan takvimi, sürekli bebeğin gelişimini takip eden kontrol sistemini neresine yerleştirmiştir?

Doğum faaliyetinin başlamasıyla alâkalı son kararı bebeğin mi, yoksa rahmin mi verdiğine dair birtakım teoriler ileri sürülmekteyse de kesin faktörün ne olduğu tam olarak çözülememiştir. Bilinen şu ki, bebek, dış dünyada yaşayabilecek olgunluğa ulaştığında doğum faaliyeti için gerekli mekanizmalar devreye girmektedir. Bunlar, doğumun başlaması için dışarıdan gelip vücuda eklenen sistemler değildir. O zamana kadar vücutta var olup sessizce bekleyen, ancak doğumun başlaması için devreye giren mekanizmalardır. Hiçbir sistem, anne rahmindeki güvenli gelişimi bebek için sağlayamamaktadır. Bir şekilde vaktinden önce dünyaya gelen bebekler, yoğun bakım şartları içinde destekle yaşatılmaktadır. Yani doğum faaliyetinin bebeğin gelişimi tamam olduğunda başlaması, sandığımızdan çok daha önemlidir.

40 haftasını; her türlü zarara karşı izole edilmiş, sessiz ve mikropsuz bir ortamda geçiren bebeğin dış dünyaya gönderilme vakti geldiğinde, rahim de bunu gerçekleştirebilmek için alıştırmalara başlar. Haftalarca suyun içinde sönük vaziyette duran akciğerler, doğar doğmaz ânında faaliyete geçecekleri için onların da hazırlıkları devam ettirilir.

Göbek bağı ile eş’e, oradan da anneye bağımlı olarak haftalardır beslenen bebeğin hayatını idâme ettiren bu yapıların vazifeleri sona erecek ve kesilip atılacaklardır. Onlar da yaşlanma belirtileri göstermektedir. Artık vakit tamam olduğunda, aylarını burada emniyetle geçiren, daha önce buradan gitmesin diye uğraşılan bebeğin, artık daha fazla burada kalmaması için tedbirler alınacaktır. Zira vakti aşan her gün, onun hayatı için bir risk oluşturmaktadır.

 

Normal Doğumun Safhaları

Normal doğum, üç ana safhada gerçekleşmektedir:

Birinci safha: Hâmilelik boyunca birtakım kimyevî salgılardan meydana gelen tıkaç ile rahmin ağzı sıkıca kapatılmıştır. Böylece haftalarca herhangi bir zararlı mikrobun içeri girmesine müsaade edilmez ve bebek, korunma altına alınır. Doğum başlayacağı zaman, aylardır burada duran tıkaç kayarak bulunduğu yerden ayrılır. Halk arasında “nişan gelmesi” adı verilen bu hâdise, doğumun başlamasıyla alakalı önemli bir adımdır.

Birinci safhada hâmilelik boyunca kapalı olan rahim ağzı, kasılmaların yardımı ile açılmaya başlar. Doğumun en uzun safhasıdır. Yaklaşık 8-10 saat sürer. Kasılmalar, seyrek ve hafiftir. Daha sonra bunların sıklığı ve şiddeti artar. Yaklaşık beş dakikada bir gelmeye başlayan kasılmalar, doğumun yaklaştığını gösterir.

İkinci Safha: Rahim ağzının tam açılmasından bebeğin doğumuna kadar geçen süredir. Bu süre, yarım saat ilâ bir buçuk saat arasında olabilir.

Üçüncü Safha: Bebeğin doğmasından sonra, plasentanın (Bebeğin eş’i: Hâmilelik boyunca kordon ile bebeğe bağlı olan ve onu besleyen yapı) çıkmasına kadar geçen yarım saat, en çok bir saatlik süredir. Plasenta çıktıktan sonra incelenip rahimden bütünüyle ayrılıp ayrılmadığı kontrol edilir.

Rahim içinde plasenta parçası kalırsa, kanama ve iltihaplanmaya sebep olur. Herhangi bir kesi yapılmışsa dikişi atılır. Genellikle anneler, bu aşamada büyük bir rahatlık, mutluluk ve yorgunluk hissederler. Daha sonra annenin temizliği ve kanama kontrolü yapılır ve odasına çıkarılır. İlk birkaç saat anne; ateş, nabız ve tansiyonuna bakılarak takip edilir.

Doğum faaliyetini; bebeğin doğum kanalında ilerlemesi, başın ve vücudun doğumu ve daha sonra bebeği besleyen eş’in ayrılması şeklinde özetleyebiliriz.

Bebeğin başı, vücuduna oranla daha büyüktür ve kanala başı ile girmesi, doğumun en kolay ve en hasarsız şekilde gerçekleşmesini sağlar. Hâmilelik boyunca ağrısız kasılmalarla alıştırmalar yapan rahim, doğum faaliyeti için hazırdır. Rahim, akıllı bir insan gibi; içerisindeki bebeğin gelişiminin tamamlandığını anlayınca, şiddetli kasılmalarla bebeği aşağı doğru itmeye başlar. Daha önceki haftalarda baş aşağı dönerek doğacağı zamanı bekleyen bebek de bu itmelerle kanalda ilerlemeye başlar.

Bu ilerleyiş esnasında başını kanala uydurarak çeşitli rotasyon (dönme hareketleri) ile ilerlemeye devam eder. Bu dönüşler, başın kemik çatıya en uygun yerini tespit ederken hasar almasını da önler. Zira kafatası; içinde beyin gibi önemli bir organı taşımaktadır. Bebeğin başında yer alan ve “bıngıldak” adı verilen boşluklar sayesinde, kafatası kemikleri birbiri üzerinden kayarak doğum kanalında emniyetli ilerleyişi temin eder. Başı müteâkiben omuzların ve vücudun doğumu gerçekleşir. Rahim şiddetli kontraksiyonlarla bebeği dış dünyaya göndermektedir. Hekimlerin yaptığı ise, normal ilerleyen doğum sürecini takip ederek bu esnada bir sıkıntı ortaya çıkarsa müdahale etmektir.

Bebek, hâmilelik haftalarının sonlarına doğru, doğum için en uygun pozisyonunu alır ve bu şekilde doğum kanalına girer. Kanala ilk defa girdiği hâlde, takılabileceği noktaların tespitini önceden yaptığından, özel hareketlerle ilerleyerek selâmete çıkar. Bebeğin doğumunu müteâkip, aylardır sımsıkı rahme bağlanan “eş” de oradan ayrılır ve rahim dışına atılır. Rahim küçülerek 20 haftalık büyüklüğüne döner.

İnsan bedeninde bu hızla büyüyen ve tekrar küçülerek eski boyuna dönen başka organ var mıdır? Doğum sonrası yapması gerekenleri anne rahmi nasıl öğrenmiştir? Doğum faaliyetinin gerçekleşmesi için her bebeğe sadece bir şans verilmişken, bunun için en uygun pozisyonu, haftalar öncesinden baş aşağı dönerek almaları, kemik çatıdan hasarsız bir şekilde ilerleyecek manevraları bilebilmeleri ve en ideal bir şekilde dünyaya gelebilmeleri nasıl mümkün olmaktadır?

Soruları çoğaltmak mümkün... Bunlarla beraber doğum sırasında yaşanan pek çok hayret verici hadiseyi tefekkür etmeye ve gücümüz yettiğince cevaplarını bir sonraki yazıda vermeye çalışalım.

Rabbimiz, hepimize hâdisâta tefekkür ve ibret nazarları ile bakabilmeyi ve böylece şükrümüzü artırabilmeyi nasîb eylesin. Âmîn.

Dr. Betül Nefise İNAL

 

Yorum Yazın