Logo
.: Bu Ay
.

67.
sayı

2010
.
.: Arama
Detaylı Ara
Makalede
Başlıkta
Yazar
.: Eski Sayılar
Yıl
Sayı
.: Makale Arşivim
Arşivinizde hiç makale bulunmamaktadır.
.: Site Tavsiye
.: Ziyaretçi Defteri

 

 
   
  Huri Eryılmaz
Yazara Mesaj Gönder
Yazara Mesaj
İsim Soyisim :
 
Mailiniz :
 
Mesajınız :
 
 

 
Önemsizleri Önemsemek

Dünya da hâlâ iyi insanlar var. Var ki, hâlâ rızık ve rahmet inmeye devam ediyor. Tecellîler ile var kılınan bu dünya, sadece bir tecellinin bile kalkmasıyla infilak edecek zira! Başı da, sonu da rahmet olan îman tecellîsi, Kur’ân’ın fiilî ve kelâmî tefsiri olan insan kalmayacak… Aynadan görüntüsü silinince Kur’ân dünya aynasından kaldırılacak ve büyük infilâk…

 İyi insanlar hürmetine affet Allâh’ım! Bir “ben” davası almış tarihi sürüklüyor, insanlık “haklılık” davası peşinde sürünüyor. Ve dünyaya ancak, buyrulduğu gibi, “öyle gizli kullar” hürmetine rahmet iniyor.

 Hani bazı kimseler vardır içinde bulundukları ortamda pek de fark edilmezler, kimseyi incitmez, hep alttan alan taraf olurlar. Her daim gülümserler de kardeşleri gözlerinin derinlerinde gizlidir ve yalnızlığın burukluğu saklanmıştır, ümit dolu sîmâlarının ardına… Müspet enerjilerinin bir adım gerisi alabildiğine hüzün ve garipliktir. Hakkımı savunurken, “Ama benim de hakkım var!” derken böylesi kimseleri hatırlarım; öfkem kapatırken kalp gözümü, yeni bir pencere açılır içerilerime ışıyan... Düşünürüm, hakkımı alıp koparsam var mı âhiretime ve dünyama bir faydam? Bazen nefsim, bazen ruhum mağluptur bu kavgada…

 Hani derler ya “Kazandığın her zafer, kaybettiğin bir dosttur.” Dünyadan gönüllerini çekmiş büyükler de öyle buyurmuyor mu?

“-Dünyada dost istiyorsan, insanların gözünü diktiği dünyalıklara ortak olma, onlardan elini eteğini çek!.. İnsanlar seni kendileri için bir rakip değil, dost olarak görsünler.”

 Rekabet ve kabul görme endişesiyle kalabalıklar içinde bu iyi ve yalnız insanları kaçırıyoruz bazen. Hayırlar yaptığımızı, hayırlı insanlarla olduğumuzu zannederken unuttuklarımızın pişmanlığı âhirette bizi bekliyor belki.

“-Dünya da ona çok yakındım! Bilmiyordum, geçip gitmişim…” demek çare getirmeyecek. Denildiği gibi gülleri hedef edinirken kendimize nice papatyalar eziyoruz belki ve fark edemediğimiz bu koşturmaca içinde, kalabalıkların potasında eriyip gidiyoruz. Ama erimeden pota üstünde kalmak da elimizde; dünyevî değerler bakımından değil, uhrevî değerler bakımından!..

 İşte yaşarken çok da kıymeti anlaşılmayan, ama gelecek nesle sadrındakini satırlara dökerek en güzel bir emânet bırakan merhum Mehmet Akif Ersoy da bize bunu şiir diliyle ne güzel hikâyeleştirmiş. Sözümüzü, ustasıyla güçlendirmek ve sağlığındayken kıymeti bilinmeyen o güzîde insana bir ufacık gönül borcu olarak sunabilmek niyetiyle, onun mısralarıyla yazıma son veriyorum:

 Kesilir, gitgide, tedric ile sesler artık,

 Aktarır sahile mevlidciyi bir köhne kayık.

 Koşarak, doğruca mâbeyne alır karşı çıkan;

 “Nerde kaldın, hoca?” der, Vâlide sultan o zaman,

 “Sende kalleşlik edersen, bize eyvahlar ola!”

 

“ -Henüz akşamdı ki, gelsem diye,düştüm yola,

 Yürüdüm haylice... Derken -hele sen kısmete bak!-

 Öteden karşıma bir yaşlı hatun çıkarak,

 «Azıcık dursana, oğlum!» dedi. Durdum, nâçar,

«-Göğsün imanlıya benzer, sana bir hizmet var,

 Ama reddetme ki, zaten beni mahvetmiş ölüm:

 Bir perişan anayım, dağ gibi evlad gömdüm!

 Kızımın canı için, bari bu kırkıncı gece,

 Şöyle bir mevlid okutsam, diyorum, kendimce.

 Nasıl etsem? Okuyan çok ya, benim yufka elim…

 Hocasın, elbet okursun; hadi oğlum, gidelim.

 Ne olur bir yorulursan, hadi, bekletme, günah!

 Sen benim ruhumu şâd et ki, rızâen li’llâh,

 İki dünyada aziz eylesin Allah da seni.»

 Hatunun sözleri divaneye döndürdü beni;

 Ne saray kaldı hayalimde, ne sultan, ne filan;

 Çile dolsun, yürü öyleyse, dedim, oldu olan!

 Size yüzlerce adam mevlid okur benden iyi,

 Ama bîçâre kızın, bağrı yanık, anneciği,

 Yoklasın merdini, nâ-merdini, insan diyerek,

 Eli yüzlerce heyûlâya deyip boş dönecek!

 Fukarânın seneler, belki, siler gözyaşını;

 Hangi taş pekse, hemen vurmaya başlasın başını,

 Elin evladına yanmaz parasız bir kimse!

 Çaresizdim sizi bekletmede, beklettimse.”

“ -Hoca!” der Vâlide sultan, “Beni ağlatma, yeter!

 Yeniden mevlid okursun bize, da’vâ da biter.”

 

Sayı 39 Sayfa 23
   
     
 
 
 
Yazıyı Tavsiye Edin Önceki Sayfaya Geri Dön    Y a z d ı r / Rahat Oku