Logo
.: Bu Ay
.

115.
sayı

2014
.
.: Arama
Detaylı Ara
Makalede
Başlıkta
Yazar
.: Eski Sayılar
Yıl
Sayı
.: Makale Arşivim
Arşivinizde hiç makale bulunmamaktadır.
.: Site Tavsiye
.: Ziyaretçi Defteri

 

 
   
  M.A. Eşmeli
Yazara Mesaj Gönder
Yazara Mesaj
İsim Soyisim :
 
Mailiniz :
 
Mesajınız :
 
 

 
Hâfızın Tâcı…

Yüce Allah beşeriyyetle konuşmak diledi,

Ne kitaplar bize lutfetti katından, kendi.

Yüz suhuf göndererek çekti ilâhî tuğrâ,

Ve nihâyet bize üç tâne kitaptan sonra;

Etti Kur’ân’ı müyesser, yüce bir rehberle,

Dinle Peygamber’i, Kur’ân’ı güzel ezberle!

Yüce Hakk’ın dili Kur’an, yücedir her şeyden,

Kulu bir başka yüceltir, okumak, ezberden…

Oku; Allah sözü, cânın özüdür; ey hâfız!

Oku; Mevlâ donatır kalbini yıldız yıldız…

Oku; Peygamberimin şan ve şeref övgüsü var,

Buyurur: “Ümmetimin eşrefidir hâfızlar!..”
 
Ama Kur’an geçivermezse boğazdan kalbe,
Bin tilâvetle de bir harfi ulaşmaz Rabbe…
 
Nûr-i Kur’ân ile doldukça doğar gönle sabah,

Ona âmâ olanın hâline bak; “âh ile vâh!..”

Kula izzet, yüce Kur’ân ile îman dokumak,

Dile hikmet de bu îmân ile Kur’ân okumak…

Oku hâfız, iki âlemde Muhammed gülü ol,

Oku hâfız, yine cennette Hüdâ bülbülü ol!

Ne büyük mûcizedir hıfzı, Hüdâ’dan mülhem,

Onda arz, onda semâ, onda hudutsuz âlem…

Nice hikmet, nice sır var, okunan her hecede,

Şâhid oldum; yine ezberleniyor bir gecede…[1]

Böyle Allah sözünün hâfızı olmak ne güzel,

Feyz-i Kur’ân ile deryâ gibi dolmak ne güzel!
 
Özleyen kimse bugün Rabbini, Kur’ân okusun,

Âyet âyet süzülüp nûra bürünsün bu derûn!

Biz tilâvet ederiz sâdece Rahman konuşur,

Yüce Allâh ile kul, böylece her an konuşur…

Cümle varlık buna hayran, nice bin gıpta ile,

Hıfz-ı Kur’an nice kıymet katıyor can ve dile…

Oku hâfız! Seni en namlı melekler dinler,

Yüce Rabbim de: «Kulum, söyle, ne istersin?» der…

Lutfeder, öyle yüceltir ki semâdan ileri,

İki dünyâya bedeldir bu nasîbin değeri…
 
Öyle bir inci ki Kur’ân ebedî cevherdir,

İlk hâfızları Cibrîl ile Peygamber’dir…

Anla artık onu ezberlemenin şânını tam,

Şân-ı Mahmûd’a yakın, zirve makamdır o makam!

Oku Kur’ân’ı; şifâ, müjde, hidâyettir o,

Bize candan daha kıymetli emânettir o…

Yüce Mevlâ buyurur Sûre-i Fâtır’da veciz:

“Onu mîras veririz seçtiğimiz kullara biz!

Bazı kullar, ne yazık, zâlim olur kendisine,

Muktesiddir kimi tam ortada bir hâlde yine,

Bir de izniyle Hüdâ’nın kimi her mânâda,

Hep hayırdan yana en önde koşar dünyâda…

En büyük lutf-i Hüdâ işte budur, işte budur…”

Mustafâ vasfı da elbette bu nûr üstüne nûr.
 
Çekerek besmele Kur’ân’a, eğer bir kimse,

Genç iken aşk ile her sûreyi ezberlerse,

Eti Kur’an, kanı Kur’an, canı Kur’an kesilir,

Ona mahşerde düşen hisse, sekiz cennettir!

Böyle hâfız, nice mânâyı da âmilse hele,

Bir de Kur’an’daki hikmet ile kâmilse hele,

Rûhu, hattâ teni kabrinde de aslâ çürümez,

Sönse gökler, onu âlemde karanlık bürümez.

Böyle bir hâfız-ı Kur’ân’a cehennem yoktur,

Ona bilhassa kıyâmet günü nîmet çoktur!

Taç giyer annesi, derler ki bu bir server mi?

Dedirir hem babanın tâcı, bu, peygamber mi?

Ne büyük rütbe bu, destârına gözler kamaşır,
 
 İşte “rahmet bu” denen lutf ile izzet vardır!..

Nice ihsân ile Mevlâ sunacak tâc ile taht,

Âkıbet herkesi hayrân edecek böylesi baht!

Hak berâat verecek hâfıza yetmiş kişilik,

Ve şefâat edecektir o da, kim varsa refik…
 
Hâfızın çardak olur tâcına tûbâ ağacı,

Hâfızın tâcı, hayâl üstü şeref, şan tâcı…

Hâfızın tâcı, ezelden beri sonsuz bereket,

Hâfızın tâcı; misilsiz, çok özel bir servet!

Hâfızın tâcı, yüreklerdeki îman zaferi,

Hâfızın tâcı, güneşten yüce Kur’an hüneri.

Hâfızın tâcı, bu mâtemde huzûrun sanatı,

Hâfızın tâcı, zeminden göğe ruh saltanatı…

Hâfızın tâcı, Hüdâ tâcı, hidâyet tâcı,

Hâfızın tâcı, bu dünyâda gönül mîrâcı…

Hâfızın tâcı ki Hak’tan verilen bir taçtır,

Bu büyük tâca beşer, sonsuza dek muhtaçtır…

Oku hâfız, oku gündüz gece hiç durma aman,

Bu büyük tâcı unutmak, ebedî bir hüsran!

Onu zîrâ unutup ardına atmışsa kişi,

Tutsak eyler nice feryâda cehennem gidişi…

Kim de Kur’ân’ı eder kendine ulvî rehber,

Yüce Kur’ân onu cennet ile tebrîk eyler…
 
Oku hâfız; bu kelâm çünkü Hüdâ güftesidir,

Ne kadar tatlı, güzel, çünkü Nebî bestesidir.

Oku; sesler sesi, Kur’an’daki âyet sesidir,

Tatlı meltem de o sesten bize rahmet sesidir…

Şu latif kuş sesi, Kur’ân’a muhabbet sesidir,

Suların nağmesi, Kur’ân ile sohbet sesidir…

Oku hâfız, bu şeref tâcı konulsun başına,

Oku hâfız, oku, ihlâs akıtıp göz yaşına…

Cümle devrânı satın almaya bir harfi yeter,

Oku, kaybetme bu zenginliği, cennetlere er!
 
Onu kim çokça okur, çokça sever Hak Mevlâ,

“Nâs”a geldin mi hemencek başa dön, tekrarla!

Ama her hatmini olsun diye tek tek makbul,

“Doğru ol” emrine pervâne kesil, çünkü Rasûl,

Dinle duy, bak ne diyor hâl ile irşâda seni:

“İhtiyâr eyledi Hud Sûresi dünyâda beni…”

Bu hakîkat ile Kur’ân’a yönel, ey hâfız,

Hak kelâmın ki asıl şârihi Hak’tır yalınız…

Tüm ağaçlar yüce Kur’ân’a kalem olsa bile,

Ve dahî hokkaya binlerce deniz dolsa bile,

Yine bir lafz-ı ilâhîdeki mânâ bitmez,

Onu anlatmak için bizdeki diller yetmez!

Lâkin Allâh, açıyor sırrını hâfız olana,

Müjde olsun, içi Kur’ân ile her gün dolana!..
 
Oku, hâfızsın a Seyrî, oku Allah sözünü,
Geceden gündüze Kur’ân ile doldur özünü!...


[1]Şahid olduğum bir hakikat: Sakarya eski müftülerinden biri, Kur’ân-ı Kerim eğitimine ve hâfızlığa karşı hayli düşmanca tavırlar sergiliyordu. Kur’an kurslarında hâfızlığa kabiliyeti olanları özellikle eliyordu. Bu şekilde Aziziye Kur’an Kursu’nda elenen, fakat hâfızlık için ağlayarak çırpınan 11-12 yaşlarında bir öğrenci, gayr-i resmî olarak okutulmak zorunda kalındı. Ancak çocukcağız çok tedirgindi. Acaba ne zaman atılırım korkusuyla hâfızlığa başladı. Tam bu sırada bir ilâhî tecellî ile ona, Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona bir gecede ezberlemek nasip oldu.

 

 


 

 

Sayı 24 Sayfa 41
   
     
 
 
 
Yazıyı Tavsiye Edin Önceki Sayfaya Geri Dön    Y a z d ı r / Rahat Oku