Dünyâya davet sesi gönülde ne kadar yer ederse, âhiret nasihati ona yabancı gelir. Âhirete dâvet sesi yerleşir ise, dünyâya dâvet fikri ona yabancı olur. (O. Nûri Topbaş, “Varlık Duvarı” Altınoluk, Mart- 1995)
* * *
Îman, Rabbin kula teklifidir.
* * *
Hayâtı, dünyâ gâyesi ile yaşayanların ve nefislerinin arzusuna göre sürüklenenlerin sonu, âhiret perişanlığıdır. (O. Nûri Topbaş, “Kainat, Kur’an ve İnsan” Altınoluk, Eylül- 1995)
* * *
Nefsî hayât, fâsıkları;
Rûhâniyet, sâdık ve sâlihleri;
Küfür, kâfiri;
İrşâd, irşâda tâlib olan müsterşidi cezbeder.
Bu câzibe kanunu, maddede ve mânâda, hayırda ve şerde bütün ihtişâmıyla hükmünü icrâ eder. (O. Nûri Topbaş, “Âlemdeki Vahdet Temâyülü” Altınoluk, Aralık- 1995)
* * *
Nefsini aşıp hakkı yaşayanlar, âbâd, azîz ve insanlığa meş’âle bir örnek olmuşlardır... (O. Nûri Topbaş, “Hakk’ın Tercümanlığı” Altınoluk, Ocak- 1996)
* * *
Velîlerde aslolan kerâmet değil, istikamettir. Zirâ kerâmet, bir ibâdet değildir. (O. Nûri Topbaş, “Âdetullâhtaki İstisnâların Hikmeti” Altınoluk, Mart- 1996)
* * *
İnsan, ciddi bir îman şuûru ile Rabbine döner, ihlâsla kulluk ederse, her hususta ilâhî bir yardıma mazhar olur.
* * *
İnsan nedir? Beşeri idrakin ancak sebep ve bahanelerine yapışarak kavramaya çalıştığı Rabbin ihtişamlı hakikatlerinden bu kesret alemine tenezzül etmiş bir tecellî zübdesi... Değişik tecellîde bir kâinat!..
* * *
Aklın hudûdu muayyendir. Arkası cinnettir. Gönlün hudûdu ise, sonsuzdur. Teskin noktası da fenâ-fillahtır. (O. Nûri Topbaş, “Hz. Mevlânâ, Şems ve Şeb-i Ârus” Altınoluk, Aralık- 1996)
* * *
Her canlı varlığın başlangıcındaki müşterek vasfı, acz içinde dünyâya gelmesidir. (O. Nûri Topbaş, “Bir Ana Kaybettik” Altınoluk, Nisan- 1997)
* * *
Zaman, insanın en mühim sermâyesidir. (…) Bütün canlıları, istisnâsız fâniliğe mahkûm eden Cenab-ı Hak, hayatı, “zaman” denilen varlığın bir parçası içine hapsetmiştir.
* * *
“Zaman”, beşer idrâkinin kavramaya muktedir olamadığı en dehşetli muammâlardan biridir.
* * *
Zamanlar içinde, yaratılışın başlangıcından âlemin yok olacağı âna kadar en mes’ûd ân, hiç şüphesiz âhir zaman Peygamberi’nin Dünyâ’yı teşrîf ânıdır..
* * *
Risalet takvimi, “nur-i Muhammedi” ile başlamış; son yaprağı da “cismaniyet-i Muhammedi” ile nihayet bulmuştur. (O. Nûri Topbaş, “Fahr-i Kâinât -s.a.v-’in Dünyâyı Şereflendirmesi” Altınoluk, Mayıs- 1997)